
Ünlü tiyatro sanatçısı Can Gürzap ile eşi Ayşe Gürzap, önceki akşam Sepetçiler Kasrı’nda düzenlenen tören ile kızı Elif Gürzap’ı evlendirdiler. Sanat ve iş dünyasından birçok ünlü simanın katıldığı törende, gelin Elif Gürzap ile damat Erhan İnanılır’ın nikah şahitliklerini Rıfat Hisarcıklıoğlu, Murat Dedeman ve Elif Peker yaptılar. Gelinin anne-babası Can-Ayşe Gürzap çifti ile damadın anne-babası Kurtuluş-Sevil İnanılır’ın çiftleri davetlileri kapıda karşıladı.
EKSPRES BALAYI
Yaklaşık iki yıl önce bir arkadaş toplantısında tanışan Erhan İnanılır ile Elif Gürzap’ın nikah törenine Arzum Onan, Necati Şaşmaz gibi ünlü simalar katıldı. Gelin ve damat, düğün töreni sonrası balaylarını geçirmek üzere Hırvatistan’a uçtu.
Mesut YILMAZ
Vadi'nin Kurtlar'ı nikaha indi...
Türkiye'nin en önemli yapı inşaat şirketlerinden birisi olan Koza İnşaat'ın veliahtı İzzet Özgümüş, kendi şirketinde üst düzey yönetici olarak çalışan Olga Evdolimova ile hayatını birleştirdi... Yaklaşık 3 yıldır flört eden genç çiftin nikahını Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül kıydı... SuAda'da gerçekleşen muhteşem düğüne "Polat Alemdar" lakaplı Necati Şaşmaz ve Kurtlar Vadisi ekibi oyuncuları, Selhan Aloğlu, Hilal Kosif ve Fulya Cinisli gibi tanınmış simalar katıldı.

Usta tiyatrocu Can Gürzap, önceki akşam Cihangir'deki bir kafeden el ele çıktığı bayan arkadaşı ile görüntülendi. Cihangir sokaklarında yürürken karşısında gazetecileri gören usta tiyatrocu şoke oldu.
Bayan arkadaşının yanından uzaklaşarak, otoparktaki otomobiline yönelen Gürzap'la birlikte olan hanım ise otomobilin güneşliği ile yüzünü gizlemeye çalıştı. Genç hanım, gazetecilere, "Ne var, ne çekiyorsunuz?" diye kızarken, Can Gürzap sinirli bir şekilde otomobile binerek uzaklaştı.
SABAH

Kurtlar Vadisi dizisinde rol alan ancak çocuklara kötü örnek olduğu nedeniyle diziyi bırakan Zafer Ergin, başrol oynadığı Arka Sokaklar’ı överek, Kurtlar Vadisi’ni üstü kapalı bir şekilde eleştirdi.
Üçüncü yılına girmeye hazırlanan ’Arka Sokaklar’ın Rıza Baba’sı Zafer Ergin, Kurtlar Vadisi’ne atıfta bulundu: Bizde 40 kişiyi öldürmüş ama ’Bunu devlet için yapmış’ denilerek beraat ettirilen kimse yok.
Kanal D’nin yaz tatiline giren rekortmen dizisi ’Arka Sokaklar’ tempolu senaryosu, oyuncularının permansıyla seyirciyi ekrana kilitlemeye devam ediyor. Arka Sokaklar’ın Rıza Baba’sı Zafer Ergin de babacan tavırları, kızına olan düşkünlüğüyle örnek bir polis ve baba imajı çiziyor.
Yeni yayın döneminde üçüncü sezonuna girecek olan dizide Ergin, Milliyet Televizyon’daki röportajında daha önce rol aldığı dizilerden almadığı kadar keyif aldığını söyledi.
Daha önce Kurtlar Vadisi dizisinde Baron karakterini ete kemiğe büründüren Ergin, çocuklara kötü örnek olduğu iddiaları ve yapımcılarının da tarikat bağlantıları olduğu ortaya çıkınca diziden ayrılmıştı. Arka Sokaklar’da yaşadışı olay ve kişilerin olmadığını belirten Ergin, sosyal sorumluluk konusunda da çok dikkatli olduklarını belirterek, "Dizimizin benim yönümden de çok önemli bir tarafı toplumsal sorumluluk konusunda oldukça dikkatli olmamız. Dizimizde suç ve ceza ilişkisini çok güzel irdeliyor ve canlandırıyoruz. Bizim dizimiz de hiç bir zaman yasal olmayan, 40 kişiyşi öldürmüş ama devlet için yapmış, ne yapalım diye beraat ettirilen kişiler ve o tarz sonuçlara varabilecek olaylar yok" diye konuştu.
TELEVIZYONGAZETESI

Ergenekon ile ilgili iddialar gazete manşetlerine taşındıkça, gözümün önünde Kurtlar Vadisi: Pusu dizisinin bu sezon yayınlanan bölümleri kare kare canlanıyor. Bu kadar mı büyük benzerlik olur? Türkiye'de gelişecek olaylar bu kadar mı isabetli tahmin edilebilir? Sanki iddianameyi savcı değil de Kurtlar Vadisi senaristleri yazmış. Dizinin tiryakileri hatırlayacaklardır. İzlemeyenler için özetleyeyim: Polat ve ekibi, devlet içinde örgütlenen ve amacı ülkenin yönetimini ele geçirmek olan bir çeteyi bertaraf etmek için durumdan vazife çıkarmıştır. Bu örgüt, Mumcu suikastından, Gazi olaylarına, Kahramanmaraş katliamından Madımak'a, rahip Santoro ve Hrant Dink cinayetlerinden, Malatya'daki yayınevi baskınına ve hatta tatbikat sırasında ordu komutanlarına suikast yapmaya varana kadar yıllardır bir dizi "planlı eylemin" içindedir. Amaç; ülkede çatışma ve kaos ortamı yaratarak, darbe ile yönetimi ele geçirmektir. Bu korkunç planın uygulayıcısı ise İskender Büyük adlı bir taşerondur. Gücünü, kökü dışarıda olan uluslararası güçlerin oluşturduğu bir "konsey"den almaktadır. Konseyin başında ise aynı zamanda çok zengin bir iş adamı olan medya patronu bulunmaktadır. Patron, kirli işlerini yaptırmak için gazetenin genel yayın yönetmenini kullanmaktadır. Bu yapılanmayı etkisiz kılmak için oluşturulan vatanperver örgüt "İhtiyarlar Meclisi" ise karşı darbe için Polat'ı seçmiştir. Polat'ın elindeki en büyük güç, tüm bu olan bitenlerin "günlük" halinde tutulduğu ve içinde "yol haritası" bulunan Kırmızı Kitap'tır... Dizide anlatılanlar ile bugün iddia halinde ortaya atılanların bu kadar şaşırtıcı bir şekilde örtüşmesinin sadece tesadüften ibaret olduğunu düşünmek saflık olur. Zira Kurtlar Vadisi daha önce de son derece şaşırtıcı bir şekilde "gelecekten" haberler vermiş ve Yakından Kumanda bunları "Vadi haber bülteni" başlığıyla okurlarına duyurmuştu. Kurtlar Vadisi'ni yazanlar ya siyasetin dibini çok iyi kokluyorlar ya da iddianameleri hazırlayanlardan çok daha sağlam haber ve bilgi kaynaklarına sahipler... Peki şimdi sırada kim var? Dizide resmedilen büyük medya patronu ile kır saçlı, gözlüklü genel yayın yönetmeni mi?
Yüksel Aytuğ

Bodrum'da Nefise Karatayla tatil yapan Cüneyt Özdemir'in fotoğrafları bir kaç gündür magazin basınında sıkça yer alıyordu.Özdemir, çıkan fotoğraflardan rahatsız olarak konu ile ilgili paparazzilerden bir ricada bulundu.
PAPARAZZİ ARKADAŞLAR AYIP OLUYOR!
Bir kaç gündür sabahları gazeteyi elime alıyorum bir bakıyorum ben. Bir elim başımda göbeğim dışarıda şortla bir iskelenin üzerinde denizden yeni çıkmış darmaduman halde bir fotoğraf karesi.
İşin tuhafı aynı fotoğraf karesi farklı gazetelerde her gün daha büyük basılmaya başlandı. Daha da ilginci altındaki fotoğrafın mevki de değişiyor. İlkinde mesela Yalıkavak'da Xuma Beach yazıyordu. Sonrakinde , Dodo Beach'e ışınlandım, sornasında Türkbükü 34 adında bir beach'de olduğum yazıyor. Şimdi bizi tanımayan biri baksa diyecek ki "Ulan adam Bodrum'da ayak basmadık beach bırakmadı..."
Bu kadar da değil aynı satır altlarında garip bir durum daha var. Nişanlı olduğum gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktığım daha bissürü acayip şey...
Yani öyle bir konumlama ki "Eda taşpınar ile, Tarkan arasında bir yerlere şortlu heykelim dikilmiş gibi..."
Magazin'e düşünce anlıyorsunuz ki buralar dipsiz bir kuyu ve biri bir taş atıyor çıkart çıkartabilirsen.
Magazinci arkadaşlar sözüm size! Lütfen düzeltin demiyorum ama en azından kimin uydurduğunu bile takip edemedeğim bir yalanı sürdürmeyin en azından.
BEN KİMSEYLE NİŞANLANMADIM.
Kısa bir dönemde evlenmeyi de düşünmüyorum.
Türkbükü Beach'lerine herhalde en son 5 yıl önce gitmişimdir. Hiçbir iskeleye yatıp güneşlenmişliğim yoktur. Dodo Beach'e adım atmadım.
Yalıkavak'daki xuma ise diğer becah'lere pek benzemez. Yıllardır gittiğim aile mekanıdır. Surf yaparsın katamaran yaparsın yani su sporları meşhurdur, iyidir. Pek öyle paparazzilik olay olmaz zaten içeri magazin gazetecileri de davet edilmiyor. Kimse şu geldi bu geldi diye haber de uçurmuyor.
Böyle bir geleneği var ve herkes halinden memnundu bu yıla kadar.
Yani çekilen fotoğrafların hepsi uzaktan gizlice çekilmiş fotoğraflar.
Tamam hadi buna da bir diyeceğim yok ama denize girerken çıkarken insanın bin türlü mahrem hali oluyor. Böyle darmadağın halde fotoğraflar çekilince eşin dostun özellikle de gazeteci milletinin dalgasına maruz kalıyoruz.
Öyle göbekli , kambur fotoğrafları tam sayfa basıp, altına da olduk olmadık yalan yalnış şeyler yazıp bizi hem mağdur hem de madara etmeyin be güzel paparazzi kardeşlerim.

KURTLAR Vadisi'nin PKK'lı karakterleri Muro, Çeto ve Yıldırım'ın maceralarının yakında sinema filmi haline geleceğini bir kaç hafta önce bu sütunlardan duyurmuştuk. Onları ekranda ilk gördüğümüz anda bu köşeye düştüğümüz notu da hatırlatmakta fayda var: "Bölücü örgüt militanlarını son derece sempatik ve zararsız gösteren bu karakterler, farkında olmadan örgüt propagandası yapıyor. Bir an önce saf değiştirmeliler..." Bu arada Muro karakterini büyük bir başarıyla canlandıran Mustafa Üstündağ magazin programlarına verdiği bir röportajında şöyle demiş. "Yolda beni görüp, 'İtirafına kurban olayım Muro' diye seslenenler var..." İşte tespitimizin haklılığının ispatı... Diğer yandan Muro ile Çeto'nun gördüğü ilgi, Show'un bir başka dizisi Pars: Narkoterör'ün yapımcılarını da "tahrik etmiş" görünüyor. Zira PKK'nın büyük kentteki eroin dağıtımcısıyken polisin eline geçen ve o andan itibaren zorunlu olarak emniyet güçleri hesabına çalışmaya başlayan Barudi adlı örgüt mensubu da tıpkı Muro ve Çeto gibi bir "sevimlilik haresi" kuşandı. Pars: Narkoterör'ün izlediğim son bölümlerde Barudi de en az Muro kadar ilginç replikler döktürüyordu ama ne tuhaftır ki şimdilik kimse onu fark etmedi. Barudi son bölümde örgüt evini bulmaya çalışırken, "Beni kapattığınız devekuşu çiftliğinde halet-i ruhiyem bozuldu, yön bulma kabiliyetimi yitirdim" diyordu. Yakında Barudi'nin replikleri de internete düşerse şaşırmayın. Bu arada söz hazır Muro'dan açılmışken, Bizden Kaçmaz'daki Mustafa Üstündağ röportajından süzdüğüm haberi de sizlerle paylaşayım. Ağustos ayında çekilecek Muro, Çeto ve Yıldırım'ın rol alacağı sinema filminin konusu şöyle: Üç kafadar, cezalarını çekip, hapishaneden çıktıktan sonra gerçek birer devrimci olmaya karar verirler. Ancak bunun için "safkan devrimciliklerini" engelleyen feodal köklerinden kurtulmaları gerekmektedir. Köylerine döndüklerinde ise büyük bir sürprizle karşılaşırlar. Köyün muhtarı, onları gıyaplarında evlendirmiştir. Muro, Çeto ve Yıldırım'ın inancına göre, gerçek devrimci "bağlantısız" olmalıdır. Bu nedenle karılarını bulup, boşanmak için İstanbul'a gelirler ve film de zaten o anda kopar!.. Bir televizyon karakteri olan Recep İvedik'in muhteşem gişe başarısından sonra üniversite kampuslarında izdiham yaratan Muro ve tayfasından da çok umutluyum.
-SABAH-
*Günaydın/Yüksel Aytuğ*

Hülya Koçyiğit ile Türk Sineması’nın yeni nesil oyuncularından Özgü Namal, Amerika gezisi sayesinde tanıştı.
Kendisini “Sinemamızın en önemli genç oyuncularından biri” sözleriyle onore eden Koçyiğit'e New York caddelerinde bol bol poz veren Namal, “Hülya Hanım’ın beni görüntülemesi büyük mutluluk” dedi.

Cengiz Semercioğlu ile Full Ekran'ın konukları NTV Spor ekranının iki yüzü Rıdvan Dilmen ile Güntekin Onay'dı. Programda, Rıdvan Dilmen, dikkat çekecek açıklamalarda da bulundu:
- Futbolculuk ve yorumculuk kariyerim boyunca ilk kez bir Avrupa Şampiyonası'na gittim.
- Spor yorumculuğuna Şansal Büyüka'nın sayesinde başladım. Zaten bir futbolcunun jübile yaptıktan sonra pek de fazla seçeneği yok. Şansal Abi bana bu işten çok ekmek yiyeceğimi söyledi.
- Euro 2008 çok dolu bir turnuva oldu. Teknik direktörler için çok verimli bit turnuvaydı.
- Güntekin'le üç yıldır birlikteyiz. Benim en büyük şansım Güntekin'le çalışmak. Futbol konusunda çok bilgili ve program içersinde çok da iyi bir pasör aynı zamanda. Benim NTV ile üç yıllık anlaşmam daha var. NTV, beni kapıdan kovsa bacadan girerim.
- Euro 2008'i hak eden, yani İspanya kazandı.
- Fatih Terim'in dini imanı hücum futboludur. İlk maçta çok büyük hata yaptı ancak sonraki maçlarda gerçek kimliğine geri döndü ve başarılı oldu.
- Fatih Terim'in yaşadıklarını teknik direktörlük zamanımda ben de yaşadım ancak ben yaşadıklarımı kaldıramadım. Ayrıca o dönem beni takımın başına getiren başkanımız Aziz Yıldırım da ben de çok tecrübesizdik. Şimdi o görevde olsam daha başarılı olurdum.
- Keşke ben de Terim gibi başarılı olabilseydim de yerli teknik direktörlerin önünü açabilseydim.
- Galatasaray'ın başına geçtiğinde Feldkamp'ı en çok eleştiren isimlerden biriyim. bu bağlamda, Aragones iyi bir teknik direktör ama milli takımın başında yılda 10 maça çıkarken, şimdi yılda 53-54 maça çıkacak ve bu nedenle kafamda soru işaretleri var. Belki bu yoğun tempo ona ağır gelebilir.
- Kurtlar Vadisi'nin sıkı bir fanatiğiyim. Her bölümünü mutlaka izliyorum. Kaçırmamaya gayret ediyorum. İzleyemeyeceğim zamanlar kaydedip sonra izliyorum.
- Hamit Altıntop, İspanya'da 'sırıtmadan' oynar, oraya yakışır. Arda Turan biraz hızlı olabilse dünyanın her takımında oynar. Tuncay Şanlı'nın müthiş bir enerjisi var ama koordinasyonu zayıf.
- Antrenörlük yapmayı çok istiyorum ama Türkiye'de antrenör kıyımı hat safhada olduğu için kendimi riske atmak da istemiyorum. Buna rağmen bir gün yeşil sahalara mutlaka geri döneceğim.
- Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi ikinci ön elem turunda MTK Budapeşte ile eşleşince üzüldüm. (Gülüyor) Çünkü hemen herkesin aklına ben gelecektim ve de kötü bir şekilde. Benim Fenerbahçe'den istifa etmeme neden olan o karşılaşmada aslında kazanacak bir futbol oynamıştık ama şansımız yaver gitmemişti. Zaten yensek de ben o maçtan sonra görevimi bırakmaya kesin olarak karar vermiştim. Fenerbahçe'ye gelince, Fener'in MTK'ya yenilmesi büyük sürpriz olur. Bence Fener, MTKYı rahat geçer.
- Sergen yorumculuğa iyi başladı. Bence bu işi sevdi. Başlangıçta dikkat sorunu yaşar gibi geliyordu bana ama gayet istekli ve doğru yorumlar yapıyor.

SONSAYFA ÖZEL / Ekranların fenomen dizisi Kurtlar Vadisi Pusu son zamanlarda diziyi tamamen Ergenekon Örgütü'nün üzerine yatırmıştı. Önce Muzaffer Tekin'i "Palaska Zafer"le anlatan ve düştüğü tuzakları kurgulayan dizi sonrasında ise asıl ismi ortaya çıkardı.
Diziye "İskender Büyük" ismiyle Veli Küçük'ü sokan Raci Şaşmaz ve ekibi daha sonrasında yaşanan cinayetler ve uygulanan kaos planlarını bir bir göstermişti. Önemli iş adamlarını etrafından toplayan ve ülkede yavaş yavaş iktidarı ele geçirmeye çalışan İskender Büyük aynı zamanda Polat Alemdar'ın hedefiydi. Artık öyle bir hedef olmuştu ki Meclis'teki vekiller bile onun bu cinayetleri işlediğini biliyor hatta bazıları bizzat onun için çalışıyordu. Hrant Dink cinayeti, Danıştay saldırısı ve son olarak İskender'in gözaltına alındıktan sonra yaşanan kanlı eylemler Cumhuriyet'e atılan bomba üniversitelerde başlayan kavgalar bir bir gösterilmişti dizide.
Ancak bunlardan en ilginci Polat Alemdar ve Yalçın Yıldız arasında yaşanan dialog oldu. İskender Büyük'ü buzdağının görünen yüzü olarak gösteren Yıldız önemli olan onun olmadığını onun ardındaki isimler olduğunu söylemişti. Bunların iktidarın yeni alternatifi olduğunu belirtmişti. Yani İskender'in yalnızca bir sözcü olduğunu onu gönderen birilerinin olduğunu ve onların yeni bir ülkeye yaratmak istediğini anlatıyordu. Bu söyledikleri bir bir ortaya çıkmaya başladı. Veli Küçük içeri alındı ancak ardından bıraktığı izler silinmedi: Almanya'da Türkler bir anda katledildi operasyonlar durunca bir anda bitti, üniversitelerde silahlar çekildi yaralanmalar oldu...
Akıllara takılan soru Kurtlar Vadisi bu buzdağını nasıl gördü gazeteciler bile zor bilgi alır haber yaparken. Yoksa dizide Alper olarak rol alan Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen'in kardeşi Tarkan Tüzmen tarafından tarafından bilgiler mi veriliyor? Aydın Doğan ve Ergenekoncularla tam bir savaşa giren AK Parti gizliden gizliye bu dizi ekibine bilgi mi gönderiyor?
internet haber..

Haşim Kılıç’ın yerinde olsam kendisine atılan iftiraları ciddiye alırdım... Emre Uslu, KurtlarVadisi'ndeki Mizancılardan yola çıkarak Haşim Kılıç'ı uyardı.
APOLETİKA
Ulusalcı-İBDA-C ilişkisi
Kurtlar Vadisi Pusu’da iktidarı ele geçirmek için uğraşan ve İskender’in emri altında çalışan Mizancılar adlı bir grup var. İskender’in hapishaneden kaçmasını sağladığı bu grup, görünürde İslamcı bir kimliğe sahip ama İslam ile hiç ilgisi olmayan İskender’in darbe yapma isteği doğrultusunda her şeyi yapabilen bir örgüt.
Son günlerdeki Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı yıpratma girişimi nedense bana hep Mizancıları hatırlatıyor. Ergenekon örgütü ile dizideki adıyla Mizancılar arasındaki yakınlık doğrusu beni ürkütüyor.
Şöyle anlatalım: 28 Şubat’ın en karanlık günlerinde Atatürkçü Düşünce Derneği lokallerinde patlayan bombalar 28 Şubat’ın organizatörleri lehine çalışmış ve halk irtica tehlikesinin acil ve önemli bir tehlike olduğuna o bombalarla “ikna” edilmişti. O bombalarda bu örgütün adı vardı.
Son dönemlere gelindiğinde lokalleri bombalanan ADD’ye yakınlığı ile bilinen ulusalcı gruplarla İBDA-C’nin arası o kadar sıkı-fıkı ki birlikte “medya bombaları” patlatıp karakter infazları yapıyorlar.
Tabii bu iki kesim arasındaki ilişki, operasyonel ilişkiden çok öte bir ilişki.
Şu satırlara bakalım: “Sevgili Gladio; Gerçek LOBİ’yi gizleyip; 2005’ten beri narko-kaçak kaynaklardan beslediğin bir kaç meczup ve şaibeli ismin yanına; AKP-Genelkurmay mutabakatı ile tasfiyesine karar verilmiş küresel planla senkron kadrolara karşı alt kadroların bilinçlenmesini/direncini arttıran bir kaç nitelikli ismi ekleyip torba yapmışsın. Torba’nın üzerine de “Ergenekon” yazmışsın ya yeter.” Bu satırların yazarı Ergenekon operasyonu çerçevesinde tutuklanan Behiç Gürcihan. Gürcihan’ın yazısının ulusalcı yayın organlarında yer almasını beklerdiniz değil mi? Oysa bu yazı Anayasa Mahkemesi Başkanı’na karşı operasyon başlatan “İslamcı” dergide yer aldı.
Bu size tek başına anlamlı gelmiyorsa bir de “İnançlı Vatansever Behiç Gürcihan gözaltında” başlığıyla kapaktan duyurulan şu haberi okuyun: “Aldığımız ‘sıcak’ bilgilere göre, sabah saatlerinde evine İstanbul Terörle Mücadele Ekipleri (Vatanseverlerle Mücadele Ekipleri) tarafından yapılan ‘operasyon’la Behiç Gürcihan gözaltına alınmıştır...” “...Behiç Gürcihan’ı, temsil ettiği kesimin samimisi ve Gerçek bir VATANSEVER olarak gördüğümüzün bilinmesini istiyor; EMPERYALİZMİN KÖPEKLERİ ile olan mücadelesinde gösterdiği ve göstermekte olduğu ‘dik duruş’ için kendisini tebrik ediyoruz!”
Şu satırlar da Gürcihan tutuklandıktan sonra aynı dergide yer aldı: “Açık istihbarat sitesi
sahibi ve kurucusu, emekli Tüm Gen. Sayın Ali İhsan Gürcihan’ın oğlu, anti-emperyalist direnişçi Behiç Gürcihan, ‘işgalci emperyalist ABD belgelerini ele geçirip, yayınlamak’ suçundan tutuklandı.” “...
Vatansever Behiç Gürcihan ne zaman TSK’ya ait ve Türkiye’nin haklarını koruyacak bir belge yayınladı? Hiç kimse böyle bir şey iddia edemez! Behiç Gürcihan, sadece ve sadece AB-D ve İsrail gibi emperyalist güçlerin Türkiye ve Ortadoğu üzerindeki emellerine ait belgeleri yayınlamıştır, bu da gayet tabii bir iştir, her vatanseverin yapması gereken!..”
Şu kapak haberine ne dersiniz: “Kurtuluş Savaşı Gayesine Ermemiştir.” Bu başlık Aydınlık ya da Türk Solu’nda çıkmadı. Terör örgütü listesine yer alan İslamcı grubun bir başka yayın organına ait.
Şu isimler de derginin röportaj yaptığı isimler: Hasan Köni, Behiç Kılıç, Avni Özgürel, Nihat Genç, İdris Arslan (Alparslan Arslan’ın babası), Serdar Akinan, Turan Çömez, Naci Kutluay, Alaattin Parmaksız, Uğur Civelek, Erol Manisalı.
Bilmem belirtmeme gerek var mı: bu derginin devletin terör örgütleri listesinin başında yer alan dinî motifli bir terör örgütünün yayın organı olduğu iddia ediliyor. Bu isimler istedikleri her yayın organına konuşabilirler. Benim merak ettiğim bu derginin ulusalcı duruşları belli olan bu isimleri neden tercih ettiği?
Aynı dergi bu köşenin yazarlarını TSK’ya şikâyet etmişti. O zaman “şu aymazlığa bak devletin ve TSK’nın terör listesinin başında yer alan bir terör örgünün yayın organı bizi TSK’ya şikâyet ediyor. Bu ne cüret diye düşünmüştüm. Yanılmışım.
En sonuncusu Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı hedef alan karakter infazları uzun süredir dikkatimizi çekiyordu. Sistem şöyle çalışıyor: “Mizancıların” dergisinden bir iftira kampanyası başlatılarak bir kişi ya da yayın organı hedef alınıyor. Sonra bu iddia fabrikatörün karanlık dergisinde yer buluyor. En son olarak da merkez medyanın önemli gazeteleri bu iddialara yer veriyor. Merkez medyanın bu iddialara yer verirkenki niyetlerini bilmiyorum ama –bilerek ya da bilmeyerek- bu kumpasın içinde yer aldıklarını söylemem gerekiyor. Bu süreç, bu köşenin yazarları için de aynı şekilde işledi. Taraf için de benzer süreçler devam ediyor. En son olarak da Anayasa Mahkemesi Başkanı hedef alınmış gibi.
Bu örgütü iyi bilen bir dostum “onlar bir dönem birileri tarafından belli bir amaç doğrultusunda kullanılmıştı” dediğinde dumura uğradığımı itiraf etmeliyim. Devletin terör listesinde yer alan bir örgütün bunca girift ilişkisine, ulusalcı yapılarla olan bağlarına ve dahası, dün bombaladıkları dernekle bu gün aynı safta yer almalarına aklım ermiyor.
Haşim Kılıç’ın yerinde olsam kendisine atılan iftiraları ciddiye alırdım...
samanyoluhaber

Vadi'nin Polat'ı, dizinin izleyici profilini değerlendirdi. Ona göre entellüktüeller de sıkı takipci ama reddediyorlar. Nedeni ise..
Kurtlar Vadisi'nin Polat Alemdar'ı Necati Şaşmaz, dizinin izleyici profilini değerlendi. Türk entellektüellerin dizinin sıkı takipçileri olduğunu ancak bunu ısrarla reddettiklerini söyleyen Şaşmaz'a göre, dizinin kaderi Ak Partiyle aynı. İşte Polat'ın değerlendirmeleri...
Kurtlar Vadisi'nin Polat Alemdar'ı Necati Şaşmaz'a göre entellektüeller de sıkı takipçileri fakat bunu ısrarla reddediyorlar. Tercüman gazetesinden Tuna Serim'in görüştüğü Şaşmaz, dizinin bu konudaki kaderini Ak Partiye benzetti. İşte Şaşmaz'ın değerlendirmeleri:
"Onların izlediklerini biliyorum, ama izlemiyoruz diyorlar. Bunları neye benzetiyorum biliyor musunuz, bize AKP yanlısı diyenlere. AKP, yüzde 42 oy aldı, ama çok kişi o oyu verse de vermedim dedi, o zaman kim verdi bu oyları? Yani bunlar saklambaç oynuyorlar. Bence Kurtlar Vadisi'nin entelektüel seyircisi de aynı oyunun içinde, onlar da saklambaç oynuyorlar.
Çok iyi bir ekibimiz var
"Üç kişilik bir ekip yazıyor senaryoyu, kardeşim Raci var, Cüneyt var, Bahadır var; çok çalışıyor, çok araştırıyorlar, onlar çalışınca da işin tadını artırıyor, farklılık yaratıyorlar. Bizi izlerken yorgun olduğumuzu görüyorsunuz, bedensel yorgunluğun dışında beyin yorgunluğu da var, onlar üç kişilik senaryo ekibi olarak yaşamlarını bu işe adamışlar. Raci yıllardır işin içinde, sonra Bahadır geldi, zaten arkadaştılar, 14 yıldır beraberler, Cüneyt'le de 20 yıla yakın dostluğumuz var, eski bir hâkimdi, istifa etti.Bunlar hiç dinlenmeden öyle sıkı çalışıyorlar ki, ne zaman senaryo çalıştıkları odaya girsem, onların yorgun yüzleriyle karşılaşıyorum. Yani hiç durmuyorlar."
Milliyet

Fox'un "kendi üslubu" olan magazin programı "Bizden Kaçmaz"da özel Muro röportajı vardı.
Mustafa Üstündağ'ın oynadığı bu karakter bir nevi "PKK kara mizahı". Üstündağ anlattığı hikâye de bunu doğrular nitelikte. Havaalanında kendisini gören bir Diyarbakırlı vatandaş şöyle seslenmiş; "Kurban olayım itirafçı olmana"!
Sina Koloğlu / Milliyet

Bir dizide kullanılınca gündeme gelen Murat 124lere yönelik talep arttı
Bir Zamanların Gözde Otomobili Murat 124'ler "Kurtlar Vadisi Pusu" Dizisinde "Muro" Karakteri Tarafından Kullanılınca Yeniden Talep Görmeye Başladı.
Beyşehir Sanayi Sitesi'nde vinç operatörü olarak çalışan Mevlüt Karakullukçu da tutkunu olduğu Murat 124 model otomobilinden vazgeçmeyen az sayıdaki isimlerden birisi. 1976 model otomobiline gözü gibi bakan Karakullukçu, "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisinde ekranlara gelince 'Hacı Murat'lara olan ilginin yeniden arttığını söyledi. Dizi filmde "Muro" karakterinin Murat 124'ü kullanması üzerine kendi aracının camına da "Hacı Muro" yazdıran Karakullukçu, bu yüzden aracına olan talebin arttığını dile getirdi.
Diziyle birlikte bu modellerin yeniden gözde haline geldiğini anlatan Karakullukçu, "Beyşehir'de de çok sayıda Murat 124'ün hurdaya ayrılması nedeniyle az sayıda kullanıcısı var. Bu kullanıcılardan bir tanesi de benim. 1976 model otomobilime gözüm gibi bakıyorum. 32 yaşına rağmen nazar değmesin, hala 'tık' demiyor. Biniyorum ve satmayı düşünmüyorum. Ama, dizi filmiyle bu modeller yeniden gündeme gelince alıcısı arttı. Ben de aracımın camına diziden etkilenip 'Hacı Muro' yazdırınca, talep ikiye katladı.
'Satılık mı?' sorularından bunalınca çareyi aracımın camına ikinci bir yazı yazmakta buldum. 'Talep çok satılık değildir' yazısını görenler artık böyle bir soru yöneltmiyor" dedi.
Murat 124 tutkunu Karakullukçu, geçtiğimiz yıl satın aldığı ve bir yıldır bindiği aracının piyasada 1,5-2 bin YTL arasında satılmasına rağmen dizi filmde ekranlara gelmesinin ardından piyasasının yükseldiğini belirtti. Aracını satması halinde 5 bin YTL fiyat verenlerin olduğunu da belirten Karakullukçu, "Benim gözümde değeri çok büyük. 10 bin YTL de verseler satmayı düşünmüyorum. Otomobilim orjinalliğini muhafaza ediyor, benimle birlikte yaşlanmaya devam edecek" şeklinde konuştu.
Öte yandan, Beyşehir Sanayi Sitesi'nde oto kaportacılığı yapan Musa Şahin, hurdaya ayrılmasına rağmen hala Konya ve ilçelerinde binilmeye devam edilen Murat 124 model otomobillerin zaman zaman tamirini yaptığını belirterek, "Meraklıları hala bu model otomobillere binmeye devam ediyor. Günümüzde nostalji olmasına rağmen bu model otomobillere binmeyi ayrı bir zevk olarak gören tutkunları var. Onlara tavsiyemiz; aracını modifiye ettirmeyip orijinal hali ile binmeleridir. Şu anda 'Hacı Murat' olarak da bilinen bu modellerin tamirinde karşılaştığımız en büyük sıkıntı; yedek parça sorunudur. Yedek parçası artık piyasada olmadığı için bu modeller arızalandığında çaresiz kalıyoruz, ama bir yolunu bulup soruna çözüm bulmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
İhlas Haber Ajansı

KURTLAR Vadisi Pusu'nun fenomen karakterlerinden 'Muro'nun maceraları sinema filmi oluyor. 'Muro' Mustafa Üstündağ filmin hasılat rekorları kıracağını ve büyük ilgi toplayacağını söylüyor.
Köylerine dönerler
MURO'nun (Mustafa Üstündağ) yanı sıra Çeto (Şefik Onatoğlu) ve Yıldırım'ın da (Eray Türk) rol alacağı filmin konusu kısaca şöyle:, 'Cezaevinden çıkan Muro ile Çeto köylerine dönerler. İlk planları evlenip yuva kurmaktır ancak Muhtar, Muro ile Çeto'yu hapisteyken iki Rus kadınla evlendirmiştir.
-GÜNEŞ-

Fethiye Ataş'ın, doktor ve hemşirelerin 'Kurtlar Vadisi' dizisi yüzünden ilgi göstermemesi nedeniyle öldüğü iddiası ortalığı karıştırdı
ŞANLIURFA'da, 56 yaşındaki Halil Ataş, kalp yetmezliği sonucu yaş** yitiren eşi 42 yaşındaki Fethiye Ataş'ın, yanlış tedavi uygulaması ve hastanede doktor ve hemşirelerin `Kurtlar Vadisi' dizisini izleyerek, ilgi göstermemesi nedeniyle öldüğü iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
Hayati Harrani Mahallesi'nde oturan Fethiye Ataş, 22 Nisan'da rahatsızlandı. Soğuk algınlığından yakınan Ataş, eşi Halil ve çocukları tarafından Balıklıgöl Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Bronşit teşhisi konulan 11 çocuk annesi Ataş, ilaç tedavisi verilip, evine gönderildi. İlaçlarını kullanan Ataş, 26 Nisan'da kontrol için götürüldüğü aynı hastanede iyileşmeye başladığı belirtilince rahatladı.
Ataş, bu kez çocukları tarafından sık kalp şikayetleri nedeniyle Kardiyoloji Servisi'ne götürüldü. İddiaya göre, Dr. Mehmet Hakan Öncel'in muayene ettiği Ataş'a, tetkikler sonrası `Kalpte Sağ Yetersizlik' teşhisi konulup, ilaç tedavisi verildi. İlaçları kullandıktan birkaç gün sonra vücudunda şişlikler oluşması ve nefes almakta zorlanınca kentteki özel bir tıp merkezine götürüldü. Burada da bronşit teşhisi konulan ve vücudundaki şiş nedeniyle karaciğerinde sorun bulunabileceğinden şüphelenilen Ataş, tahlil için bu kez Şanlıurfa Devlet Hastanesi'ne gönderildi. Tahliller sonrası, hastanın kalpten kaynaklanan problem nedeniyle karaciğer damarlarında aşınma tespit edildiği belirtilerek, Kardiyoloji Servisi'ne gösterilmesi gerektiği belirtildi.
Bu tetkik üzerine, Fethiye Ataş, 8 Mayıs'ta, yeniden Balıklıgöl Devlet Hastanesi'ne gidip, Dr. Mehmet Hakan Öncel'e muayene oldu. Hastanenin Kalp Yoğun Bakım Ünitesi'ne yatırılan Ataş, 44 gün sonra yaş** yitirdi.
AİLEDEN SUÇLAMA
Ataş ailesi, Fethiye Ataş'ın ölümünden Balıklıgöl Hastanesi Kalp Yoğun Bakım Servisi'nin doktor ve hemşirelerini sorumlu tuttu. Eşinin yoğun bakım ünitesine yatırıldığı ilk gece fenalaştığını, ancak, doktor ve hemşirelerin `Kurtlar Vadisi' dizisini izleyerek, hastaya müdahale etmediğini ileri süren Halil Ataş, şunları söyledi:
"O gece doktor hastanede yoktu, nöbetçi hemşireler Leyla Bilgiç ile Ebru Yılmaz doktoru telefonla arayarak hastanın fenalaştığını, acil müdahale etmesi gerektiğini söyledi. Doktor hastaneye gelmeyerek, telefonla hemşirelere talimat verip ağrı kesici yapılmasını söyledi. İğne yapan hemşireler odaya geçip `Kurtlar Vadisi' izlemeye başladılar. O saatlerde eşim iyice fenalaşarak, ölümle pençeleşmeye başladı. Hiç kimse müdahalede bulunmadı. Gece saat 03.00 civarında eşimi yoğun bakım servisinden çıkarıp başka bir odaya aldılar ve ölüme terk ettiler. Eşim yalnız başına kaldığı odada fenalaşınca biz bağırmaya başladık. Acil servisteki doktorlar gelerek, kalbi duran eşime, şok cihazı bulunmamasından dolayı elle kalp masajı yaptılar ve hayata döndürdüler. Daha sonra da, doktorlar hayati tehlikesi bulunduğu için eşimi Harran Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk etti. Bu süre zarfı içerisinde Dr. Mehmet Hakan Öncel hiç gelmedi. Eşim, hastaya müdahale etmek yerine `Kurtlar Vadisi' dizisini izleyen hemşirelerle, doktorun ihmali neden oldu. Başkalarının da canının yanmaması için doktor ve hemşireler hakkında savcılığa şikayette bulundum."
Suçlanan Dr. Mehmet Hakan Öncel ise, iddiaların asılsız olduğunu belirtip, "Fethiye Ataş, sağ kalp yetmezliği sonucu gelen, hayati tehlikesi bulunan, riskli bir hastaydı. Hemen yatırılmasını istedik. Hasta yakınları yatış istemiyordu. Israrımız üzerine hastayı yatırdık. Yoğun bakım ünitesinde kaldığı sürede kalbi durmuştu. Müdahale ile hayata döndürüldü. Ardından Tıp Fakültesi'ne gönderildi. Hasta yakınları sık sık görevli doktorları rahatsız ediyor, cihaza bağlı hastayı odadan çıkarıp sigara bile içiriyorlardı. Sonuçta biz elimden geleni yaptık, bize yöneltilen suçlamaları kabul etmiyorum" diye konuştu.
Ataş'ın cenazesi, ailenin şikayeti nedeniyle yapılan otopsinin ardından Sağlık Köyü'nde toprağa verildi.
VATAN

‘Kurtlar Vadisi’ bambaşka bir hikaye ile salonda seyircisi ile buluşacak. Dizinin çok sevilen karakterleri Muro, Çeto ve Yıldırım ile kendi hikayeleri üzerine…
Kurtlar Vadisi hayranları son sezonda karakterler arasına katılan sıra dışı bir üçlü ile bambaşka bir vizyon kazandılar. ‘Nalet olsun içimdeki insan sevgisine’ cümlesiyle gönülleri fetheden Muro ve arkadaşları bir anda ülke gündeminde ilk sıralara yerleştiler. ‘Muro’, Mustafa Üstündağ; ‘Çeto’, Şefik Onatoğlu ve ‘Yıldırım’, Eray Türk o kadar başarılı oldular ve rolleri o kadar çok sevildi ki, bir film yapmak kaçınılmaz oldu. Seyredilme rekorları kıran diyalogların yaratıcıları filmin çekim aşaması için hazırlanırken, biz Muro ve adamlarından tüyolar aldık. Müjde; film sonbaharda vizyonda…
Seyirci sizi dizideki karakterleriniz gibi algılamaya başladı mı?
Mustafa Üstündağ: Yoo, seyirci bunun bir oyun, bir film olduğunu biliyor.
Öyle diyorsunuz ama dizide ölenler için yas tutan bir seyirci de var, Polat’ın başına bir şeyler gelince telefonlar kilitleniyordu?
M.Ü: Farklı algılamıyorlar, ‘Muro’ diye hitap etmeye başladılar o kadar.
Diziyi önceden seyrediyor muydunuz?
M.Ü: Devamlı seyreden biri olmasam da ‘Kurtlar Vadisi’ni takip ederdim. Seyirci sizin sorduğunuz anlamda tuhaf tepkiler göstermedi bana.
Bu kadar büyük ilgi bekliyor muydunuz?
M.Ü: Bu kadar büyük olacağını ben beklemiyordum. Tamam KV çok önemli bir dizi, orada rol alan herkes tanınıyor ama bu kadar büyük popülarite beklemiyordum.
Siz rol teklif edildiği zaman, kısa bir rolden bu kadar büyük bir iş çıkacağını tahmin ettiniz mi?
Şefik Onatoğlu: Tüm bunlar oyuncunun elindedir; iyi oynarsa devamı gelir, kötü oynarsa biter. Ayrıca dışarıda tepkiler çok iyi, annem bana artık ‘Çeto’ diyor.
Size de Yıldırım mı diyorlar? Rolünüzü seviyor musunuz?
Eray Türk: Evet bana da ‘Yıldırım’ diyorlar. Ben daha öğrenciyim, ikinci sınıftayım ve tiyatroda okuyan veya bitirmiş herkesin hayalini gerçekleştiriyorum.
Nasıl gerçekleşti hayaliniz?
E.T: Bir gece evde oturmuş ders çalışıyordum. Telefon geldi ve tek bir bölüm için olduğunu söylediler; çok heyecanlandım. Bir arkadaşım aracı olmuş ve fotoğraf yollamamı istediler. Kontörüm yoktu, hemen büfeye gittim, saat yarım falan. Çektim fotoğrafı yolladım arkada bisküviler görünüyordu. Kontör alacak param yoktu, büfeciye dil döktüm.
İlk bölümü oynadınız, sonra ne oldu?
E.T: Sonra gelen her telefona heyecanla cevap verdim, hep arayacaklar diye bekledim. Emek verip terlediğiniz bir işin karşılığını almak çok sevindirici.
Sizin nasıl oldu Bay Muro?
M.Ü: Aradılar işte.
Aa, çok tatmin edici cevaplar vermiyorsunuz bana.
M.Ü: Kontörüm bitmişti (hep beraber gülüyoruz).
Hah şimdi oldu.
M.Ü: Bölüm garantisi vermiyoruz, oynar mısın dediler. Kabul ettim. Çok şükür henüz ölmedim (gülüyoruz).
Sizin hikaye nasıl?
Ş.O: Muro’nun bir adamı olacakmış aradılar, sonrası geldi.
BENDE AÇIK ARIYORLAR
Seyreder miydiniz diziyi?
Ş.O: Bu diziyi izlemeyen yok. Ne kadar da izlemiyorum dese de ara sıra seyrediyordur. Okul olduğu için sürekli seyretmiyorum hiçbir diziyi. Mustafa Abi başladıktan sonra dikkatle takip etmeye başladım, önceden tanışıyorduk çünkü.
M.Ü: Açık arıyorlardı mutlaka, tipik konservatuvarlı davranışı (gülüşmeler).
Ş.O: Yok Abi, olur mu?
Diziyi ya çok seviyor insanlar ya da sevmiyor. Sizinle beraber dizinin ‘light’ bir yanı olduğunu söyleyenler bile oldu.
M.Ü: Dizinin belli bir matematiği ve kurgusu var. Bazı sahneler seyirciyi gererken, bazı sahneler de yumuşatıyor. Light’laştı diyemeyiz, doğru bir tanımlama olmaz. Her konseptin içinde olan durumlardan biri bizimki. Bizim dizinin en büyük başarılarından biri zaten kurgusunun çok sağlam olması. Organik bir dizi, pazartesi haberlerde gördüğünüz bir şeyi, perşembe günü dizide izleyebiliyorsunuz.
Başrol oynamak ister miydiniz?
M.Ü: Bizde başrol ‘Kurtlar Vadisi’. Biz de seyirci gibi merak içinde gidiyoruz sete, ne olacak diye bekliyoruz.
Film kararı ne zaman ve nasıl verildi?
M.Ü: Bize bir ay önce falan söylendi.
SİLAH SİLAH NEREYE KADAR?
Senaryo yazılıp bitti mi, okudunuz mu?
M.Ü: Öyküyü biliyoruz biz sadece.
Bütün ekip oynayacak mı?
M.Ü: Bilmiyorum, sürprizler olabilir.
Merak ettiğim şey Necati Şaşmaz var mı filmde?
M.Ü: Her türlü sürpriz olabilir. Neden olmasın aynı ailenin işi. Biz de bir parçasıyız, ben Necati Abi’nin oynadığı filmde arkadan geçen adam bile olmak isterim. Pana Film enerjisi çok yüksek bir yer.
Filmde Muro’nun sevgilisi olacak mı?
M.Ü: Filmde kadın olacak ama sevgili var mı bilmiyorum.
Çeto’yla Yıldırım’ın da sevgilisi olsun.
Ş.O: Silah silah nereye kadar (gülüyoruz).
Hikayeyi anlatsanıza bildiğiniz kadarıyla?
M.Ü: Muro ve Çeto cezaevinden çıkıyorlar ve evlenip devrimci birer çift olarak yaşamaya karar veriyorlar. Devrimi de böylece köyden başlatacaklar. Ama köye gittiklerinde öğreniyorlar ki muhtar bunları iki tane Rus kadınla evlendirmiş. Bizimkiler de kadınları bulup boşanmak için İstanbul’a geliyorlar. Ve çok enteresan hiç tanımadıkları bir örgütle karşı karşıya kalıyorlar.
‘Kurtlar Vadisi’’ne bu şekilde mi dahil olacaklar?
M.Ü: Öyle bir zaman mevhumu yok, ‘Kurtlar Vadisi’ ile paralel giden bir hikaye değil. İstanbul’daki maceraları yani.
‘Kurtlar Vadisi’ Irak’ı seyretmiş miydiniz?
M.Ü: Evet seyrettim.
Ş.O: Filmden çıktığımda şuna şahit oldum insanlar bağırıyorlardı yani neredeyse Musul ve Kerkük alınabilirdi. O kadar etkiliydi.
‘Kurtlar Vadisi’ seyircisi için bir komedi riskli bir iş midir?
M:Ü: Seyircinin nasıl tepki vereceği benim pek kestirebileceğim bir şey değil.
Zaafları olan karakterleri oynuyorsunuz ve bence bu kadar sevilmenizin sebebi bu. Adam devrim derdinde ama köydeki çeşme başındaki kadınları düşünüyor.
M.Ü: Herkesin zaafları vardır ve unutmamak gerekir ki bunların hepsi hayali kahramanlar.
‘Haydi lili lili yar’ şarkısını içinizden de olsa söylemiş miydiniz daha önce?
M.Ü: Yok canım evde falan söylemedim tabii (gülüşmeler). Ama duymuştum, biliyordum. Bu şarkıyı bilmeyen bir Türk vatandaşı olduğunu sanmıyorum.
Sette çok eğleniyor musunuz?
Ş.O: Ben Mustafa Abi’ye çok gülüyorum hatta yeni bir şey yapacağı zaman beni uyarıyor gülmeyeyim diye. Gülmeye başlayınca iş uzuyor.
E.T: Bazen öyle oyun veriyor ki Mustafa Abi, bambaşka şeyler çıkıyor ortaya. Bir keresinde cebime silah koyacaktı Muro. Bir anda boxer’ım göründü ve ‘bundan sonra burjuva donu giyilmeyecek’ dedi.
Muro, Polat’la çalışır mı ilerde?
M.Ü: Ben de merak ediyorum o zaman ne olur? Mesela Nevzat, Pürmüz ve Güllü’yü almış örgütlüyor (gülüyoruz).
TAVŞANDAN ÇETO’YA
Neden oyuncu olmak istediniz?
M.Ü: Neden istemeyeyim, dünyanın en güzel işi bence oyunculuk.
E.T: Ben futbolcu olmak istiyordum ve oynadım da. Ama elimde diploma olsun istedim. Ailemde ne futbolcu ne de oyuncu olmamı isteyen olmadı.
Ş.O: Ben de Mersin’deydim. Bir kurs açıldı ve çocuk oyunu oynamaya başladılar. Sonra da tavşanı oynayan arkadaş gelmedi ben tavşan oldum. Geldim ve Müjdat Gezen’de sınava girdim kazandım. Başta oyuncu olmama pek sıcak bakmayan annem şimdi en büyük destekçim oldu, git güzel oyna, geç kalma, ezberini yap diyor.
Siz kaçamak cevap verdiniz az önce, neden oyuncu olmak istediniz?
M.Ü: Çocukken kirvem beni oyuna götürmüştü hatta ilk seyrettiğim oyun ‘O Güzelim Kaymaklı Dondurma Rengindeki Takım Elbisem’di. Sonra sadece bunun hayalini kurdum. İstanbul’a geldim okuluna gittim ve oyuncu oldum.
Bir oyuncu için popüler bir dizide yer almak kadar tatmin edici bir şey midir sahnede olmak?
M.Ü: Ben sadece popüler olmak için oyuncu olmadım. Çocukken saklambaç oynarken aldığınız zevki düşünün aynen öyle. Büyümüyorsun hâlâ oynuyorsun. 50 yaşına gelince hâlâ yüzümü boyayıp oynuyor olacağım, bu insanı çok taze tutan bir şey.
Muro; Çeto,Yıldırım ve kadın devrimcilere eğitim verirse...
MURO: Evet geçiyoruz gençlerin çok sevdiği eğitime… Nedir bu eğitim Yıldırım arkadaş?
YILDIRIM: Nedir Başkanım?
MURO: Silahlı eğitim… Bu elimde gördüğünüz silah, bizi devrime ulaştıracak en önemli araçlardan biri… Devrim iki şekilde gerçekleştirilir. Birincisi seve seve, ikincisi sıka sıka… Maalesef bizim topraklarımızda ikinci şık her zaman hakim… Değil mi Çeto?
ÇETO: Evet Başkanım…
MURO: Silahın temel üç parçası vardır… Birincisi şarjör, ikincisi kabza, üçüncüsü namlu… Tetikten, horozdan hiç bahsetmiyorum… Nişan alırken evrensel bir kural vardır… Gez, göz, arpacık…
ÇETO: Başkanım göz, gez, arpacık…
MURO: Dur Çeto, beni şaşırtma… Gez, göz, arpacık…
ÇETO: Yok Başkanım bak göz. Gez burası… Arpacık da dibi…
MURO: 15 yıllık silahlı mücadelemi bir kelime oyunuyla mahvettin Çeto… Emir tekrarı yapıyorum, gez, göz, arpacık… Buradan bakıyorsun, buradan nişan alıyorsun, buradan da hedefin üstüne kondurup kafasına sıkıyorsun!
Çetin arkadaşları tam siper yatır…
ÇETO: Yatın…
MURO: Olmuyor yoldaşlar olmuyor… Manken gibi yatarsanız, kurşunu üstüne oturduğunuz organınız itibariyle yersiniz…
ÇETO: Başkanım maalesef emekçi sınıfın beslenme kültürü, bulgur ve ekmek üstüne kurulu olduğu için, oturdukları organlar yayılmacı bir politika izliyor… Leğen gibi oluyor!
MURO: Ne diyorsun Çeto leğen meğen, dersi sulandırma?
ÇETO: Özür dilerim başkanım…
MURO: Arkadaşlar gönüllü olarak atış talimi yapmak isteyen var mı? Mesela Yıldırım arkadaş sen?
YILDIRIM: Emredersiniz Başkanım… Başkanım kime sıkacam…
MURO: Ne yapıyorsun Yılo? Nalet şeyi yere tut… Silahı hiçbir zaman devrimci güçlere karşı doğrultmayın… En önemli dersiniz budur. Haydi Yıldırım! Aç gözünü aç gözünü, yumuk…
ÇETO: Başkanım karavana!
MURO: Çetin senin de sıktığın ilk kurşunu bilirim! Yıldırım arkadaş sık bir daha…
ÇETO: Başkanım yine ıska… İstersen bayan arkadaşlardan biri sıksın!
MURO: Evet bir de bayan arkadaşlardan görelim…
ÇETO: Derin bir nefesini alıyorsun yarısını bırakıyorsun, yarısını içinde bırakıyorsun, bir süre içinde gezdiriyorsun, kurşun namludan çıkarken nefesinde ağzından çıkıyor ve gidip hedefi buluyor…
MURO: Kullandığın onca cümlenin içinde bir tek devrimci kelime geçti mi Çeto?
ÇETO: Dikkat etmedim başkanım…
MURO: Evet Çetin hep söylerim, kelimeler kurşunlardan daha etkilidir yani sen karavana konuşan ve hep sıkan bir insansın… De haydi sıkın!
ÇETO: Başkanım tam hedef!
MURO: Her zaman söylemişimdir, bana halkımın kadınlarını verin, ben size dünyayı alayım…
Nalet olsun içimdeki insan sevgisine
MURO: Zar atsam Çetin, altıda bir burjuva gelmez… Nalet olsun böyle düzene, nalet olsun!
ÇETO: Başkanım siz de biraz ileri gitmişsiniz?
MURO: Sen de mi bana burjuva diyorsun Çeto?
ÇETO: Ben nerde duracağımı bilirim başkanım…
MURO: Çetin içimdeki insan sevgisi giderek artarken, örgüt sevgisi o nispette azalıyor.
ÇETO: Peki, devrim başkanım?
MURO: O devrim benim damarlarımda gezen bir ütopya çetin…
ÇETO: Ütopya derken başkanım?
MURO: Romanya’dan yukarı Almanya’dan aşağı…
ÇETO: Prag mı?
MURO: Prag bu işleri Çetin prag! Ütopya benim kafamda yarattığım bir cennet… İstiyorum ki bütün halklar kardeş olsun, sınıf olmasın, hakça bir paylaşım olsun, refah ile mutluluk eşit dağıtılsın… Nerdeeeee…
ÇETO: Bizim köydeee…
MURO: Ne köyü?
ÇETO: İmece başkanım?
MURO: Sana da köyüne de imecene de feodal kafana da… Çetin ne yapacaz sen hele bana onu söyle…
ÇETO: Başkanım yoksa bir B planı olmadan mı liderle restleştiniz?
MURO: Çetin benim kod adım neydi?
ÇETO: Neydi Başkanım?
MURO: Metropol tilkisi… Tilkide kuyruk bitmez Muro’da oyun bitmez…
ELİF AKTUĞ
Akşam-Pazar

Pazar sabahı gazetelere göz atarken, bir habere rastladım. Haberin başlığı aynen şöyle: 'Kendini Memati zanneden kocasını boşuyor'. Antalya'da yaşayan Kumluca çifti, sadece 2 ay önce evlenmiş. 30 yaşındaki Fatih Zelyurt, korumalık yapıyor, 26 yaşındaki eşi Sevim Zelyurt ise garsonluk... Fatih Zelyurt'la, 2 ay evli kalabilen Sevim Hanım'ın boşanma dilekçesinde ise şöyle bir açıklama yer alıyor; "Evlendikten bir hafta sonra fark ettim ki, Fatih kendisini 'Kurtlar Vadisi'ndeki Memati sanıyor. Memati gibi yürüyor, onun gibi konuşuyor. Bu yüzden boşanmaya karar verdim." Heyhat, Vadi sen nelere kadirsin?
Takvim / Nilgün K. Tahmaz

Kurtlar Vadisi'nin sevilen karakterlerinden Memati, "ayrılık" nedeni oldu. Antalya Kumluca'da, Fatih Zelyurt'la (30) ikinci evliliğini yapan Sevim Zelyurt (26), 2 ay önce nikah masasına oturduğu eşine boşanma davası açtı. İlk eşinden 2 çocuğu bulunan Sevim Zelyurt, boşanma dilekçesinde "Nikahtan bir süre sonra baktım ki adam kendisini Memati zannediyor. Onun dizideki sevgilisi ne yapıyorsa, bana onu yaptırmaya çalışıyor. Bunun üzerine boşanmaya karar verdim" diye konuştu.
Takvim




