
Batı dergileri kimi zaman böyle listeler yaparlar. Sinema tarihinin en ateşli on öpüşmesi, ekranların en unutulmaz on çifti, sinemanın en korkunç on filmi ya da efsane olmuş diziler şeklinde derlemeler yayınlarlar. Böylece hem her zaman ilgi gören bir haber yapmış olurlar hem de seyircilerin-okurların hafızasını tazelemiş olurlar.
Ekranların Anadolu efsanesi
Bugün ben de Türk televizyon tarihinin en unutulmaz on karakterinin listesini çıkartayım dedim. Hem birlikte bir ufuk turu atalım hem de aramızdan ayrılanları yad edelim istedim. Arşivlere göz attım, internette araştırdım, etrafıma danıştım. On unutulmaz karakter listesini bu şekilde hazırladım. Eğer eksiğim, unuttuğum, gözden kaçırdığım varsa lütfen sizler ekleyiniz. Beğenmediklerinizi de söyleyiniz ki, ileride daha çok kişinin üzerinde hemfikir olabileceği listeler çıkartalım. Onlar hayatımıza keyif katan dizilerin baş kahramanları. Bir kez de bu vesileyle kulaklarını çınlatmış olalım. Unutulmaz karakter deyince, benim aklıma ilk olarak Kaynanalar’ın Nuri Kantar’ı geliyor. Çocukluk yıllarımın efsane dizisi ve Nööri Gantar’a can veren Tekin Akmansoy. O ekranların ilk Anadolu efsanesi. İkinci sırada Süper Baba’nın Fikret’i var elbette. Çengelköy’ün güzelim manzarasında, hayatını çocuklarına adamış dünya iyisi bir baba; Şevket Altuğ. Masumiyetin, şefkatin ve iyi insan olmanın en güzel örneği. Üçüncü sıraya Bizimkiler’in Sabri Bey’i Mehmet Akan’ı koydum. O yıllarda her apartmanın bir Sabri Bey’i vardı; hatırlıyorum. Nur içinde yatsın.
Özcan Deniz’i unutmayalım
Dördüncü unutulmaz karakter olarak Deliyürek geldi aklıma. Yani Yusuf Miroğlu, yani Kenan İmirzalıoğlu. Bu yakışıklı aktörü Osman Sınav hayatımıza kattı. İmirzalıoğlu, Deliyürek’le tanındı, peşinden bir dolu kaliteli işe imza attı. Madem yakışıklılardan gidiyoruz, hemen Asmalı Konak’ın Seymen Ağa’sını da yazalım. Ekran tarihinin en çok reyting getiren dizisini ve başrolündeki Özcan Deniz’i unutmayalım. Sanat hayatına şarkıcılıkla başlayan Özcan Deniz, bu dizi sayesinde ülkenin en sevilen isimlerinden biri haline gelmişti. Asmalı Konak, yayınlandığı günlerde herkesi ekranın karşısına kilitlemişti.
Üç karakter günümüzden
Altıncı Ali Haydar diyorum. Fark ettiyseniz, listeyi kronolojik sıraya göre vermeye gayret ediyorum. İkinci Bahar’da ne muhteşemdi ama Şener Şen. Ve hemen ekliyorum, altını çiziyorum, ısrar ediyorum, keşke yine bir dizi çevirse, doya doya izlesek diyorum. Yedinciliğe Ekmek Teknesi’nin Nusret Babası, Savaş Dinçel’i koydum. Şimdi bir defa da bu vesileyle büyük ustanın ardından rahmet okuyorum. Son üç karakteri ise halen gösterimde olan üç diziden seçtim. İlki, Yaprak Dökümü’nün Ali Rıza Bey’i Halil Ergün. Bu usta oyuncu, içinde yer aldığı her diziye ayrı bir lezzet katıyor. İnsan keşke bütün babalar onun kadar altın kalpli olsa diyor.
Sizlerin aklında kimler var?
Dokuzuncu sıraya Avrupa Yakası’nın Burhan Altıntop’unu yerleştiriyorum. Ben Avrupa Yakası’nı ilk önce ve en başta Burhan Altıntop için seyrediyorum. Ve listemizin son sırasına, Polat Alemdar’ı ekliyorum. Oyunculuğunu tartışabiliriz, yeteneği üzerine konuşabiliriz. Ama Polat Alemdar da ekran tarihinin en unutulmaz on karakterinden biridir. Bu gerçeği görmezden gelemeyiz. Reddedemeyiz. Peki sizlerin aklında kimler var? Peki hani nerede o unutulmaz kadın oyuncular? Merak etmeyin, hepsine sıra gelecek. Bizim Ekran, televizyon tarihinin arşivini tutmaya devam edecek.
VATAN / MEHMET GÜLER
Kurtlar Vadisi dizisinde oynayan Haldun Boysan, Osman Sınav’ın dizide oynamayı teklif ettiği gün ’Sokakta yürüyemeyeceksiniz’ dediğini anlatarak ’Önce inanmamıştım ama 4 yıl oldu hala sokakta durduruyorlar’ diye konuştu.
Yılların oyuncusu Haldun Boysan, Kurtlar Vadisi dizisinde oynamış olmaktan dolayı oldukça memnun. Kanaltürk’teki Renkli Televizyon programına konuk olan Boysan, dizinin tanıtımındaki ’Bu bir mafya dizisidir’ ibaresinden çok etkilendiğini söyleyerek, Osman Sınav’ın dizi öncesinde söylediği herşeyin gerçekleştini anlattı.
Boysan, "O Osman Sınav’ın başarısıdır. Show TV’de alt yazı geçiyordu, ’Bu bir mafya dizisidir’ falan diye. Ben onu gördüğümde dedim ki ’Kim ya?’. Böyle bir tanıtım olur mu diye düşündüm. Sonra bir gün çağırdı. Dedi ki, ’Bir diziye başlıyoruz, seni de düşünüyoruz’. ’Bu senin düşüncen mi, mafya dizisidir yazısı?’ diye sordum. ’Evet’ dedi. ’Valla, ben kim çağırsa oynayacaktım. Bu kadar net söylenen kara bir film hiç yapılmadı çünkü. Başladık ve o derken inanmıyordum, ’Hiç biriniz yolda yürüyemeyeceksiniz’ demişti. Osman’ın emeğinin üstünden bir 4 sene daha geçti ve hala yolda çevirip soruyorlar. Ama o tamamen bir Osman Sınav başarısıdır. Onu inkar edemezsiniz. Ben ölürken hakikaten ölmüş gibi hissettim kendimi. Çünkü gerçekten canım yandı. Artık çalışma şartlarımız da değişti. eğer iş yaşamıyorsa 3. göz, seyirci sizi reddediyor. Herşey oradan izleyiciye geçiyor" diye konuştu.
KAYNAK: TELEVİZYONGAZETESİ
Televizyonda beğenilen işlerin reytingini sinemada gişe hasılatına çevirme yöntemi çok tuttu. 'Kurtlar Vadisi'ndeki 'Muro' karakteri ve 'Köprü' dizisi bu yaz sinema filmi olarak izleyicinin karşısına çıkacak..

Televizyonun sinema sektörüne katkısı sadece parasal olarak değil reyting anlamında da devam ediyor. Televizyonda yayınlanıp sevilen iki dakikalık skeçten 'Recep İvedik' adlı 4 milyon 265 bin seyircili bir sinema filmi yapan Şahan Gökbakar'dan sonra televizyon yapımcılarının iştahı iyice kabardı. Sırada iki sezondur Star'da yayınlanan ve ilgiyle izlenen 'Köprü' dizisinin sinema filmi olma projesi var. Erdal Beşikçioğlu, Ayşegül Ünsal gibi isimlerin başrolünü paylaştığı dizinin finali sinemada olacak. Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu'nun mesleki hayatını konu alan dizinin öyküsü ünlü edebiyatçımız Ayşe Kulin'e ait. Yapımcı Koliba Film bu yaz çekeceği filmde yine dizideki oyunculara rol verecek.
"MURO DA FİLM OLUYOR"
'Kurtlar Vadisi-Pusu' dizisine yeni katılan 'Muro' karakterinin de gördüğü yoğun ilgi üzerine sinema filmi olmasına karar verildi. İlginç replikleriyle son dönemin televizyon fenomenlerinden biri haline gelen 'Muro' ile yardımcısı 'Çeto'nun serüvenlerini anlatacak sinema filmi bu yaz çekilecek. Başrolü Mustafa Üstündağ oynayacak.
"SINAV BAŞLATTI"
Televizyonda sevilen karakterler üzerine film yapma geleneğini ülkemizde Osman Sınav başlattı. 'Deli Yürek' dizisi 'Bumerang Cehennemi' adıyla sinemaya uyarlandı ve büyük başarı elde etti. Daha sonra 'Asmalı Konak' da finalini sinema filminde yapmıştı.
-SABAH-
*Günaydın*

Üniversitelerde festival sezonu başladı. Derslerin, vizelerin, finallerin sonuna gelindi. Öğrenciler rahatladı, yaz havasına da iyiden iyiye gelindi. 1998 yılında üniversiteye başladığımda kendimi okulun heyecanına o kadar kaptırmıştım ki, ilk yılın nasıl geçtiğini anlayamadım. Sonra bir anda 'Şenlik Haftası' geldi, çattı. Standlar kuruldu, sabahın kör saatinde başlayan eğlenceler gecenin geç saatlerine kadar devam etti. Bu arada geceleri İzmir'de çok sık görmeye alışkın olmadığımız birçok sanatçı sahne aldı.
SERT RÜZGAR
Ancak 5 senelik üniversite hayatımda hemen hiçbir şenlik kapsamında dizi oyuncularını ağırlamadık okulda.
Çünkü dizi rüzgarı bu kadar hızlı esmiyordu.
Son günlerde televizyon programlarında üniversitelerdeki şenlikler kapsamında düzenlenen etkinlikleri izliyorum. Dizilerin oyuncu kadroları revaçta... Ama özellikle 'Kurtlar Vadisi' ekibi üniversite üniversite dolaşıyor... Ve inanılmaz bir ilgi görüyor...
Üniversiteliler, belki de hiç uğramadıkları -ki kendi öğrencilik yıllarımdan iyi bilirim- konferans salonlarının önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Hepsi üniversiteli bu gençler, diziyi o kadar yakından takip ediyor ki neredeyse replik verebilecek durumdalar... Bahçeşehir Üniversitesi'ndeki görüntüleri izlerken haftalar önce yaptığım tespitin doğruluğunu da gördüm...
ARADA FARK VAR
Kurtlar Vadisi Pusu'nun Kurtlar Vadisi'nden en büyük farkı, senaryonun içine yerleştirilen espri unsuru... Yalçın Bulut'la başlayan esprili dil, Muro ile zirve yaptı. Zaten öğrencilerden en büyük ilgiyi de "Muro" karakterine can veren Mustafa Üstündağ gördü.
KOMİK ADAM...
Mustafa Üstündağ, medyada çıkan "Muro'nun sonu ne olacak?" sorularından nasibini almış olacak ki, oynadığı karakter hakkında da yorum yaptı. Çünkü senaristlerin kalemi oynamış ve hiç beklenmedik bir sona ulaşılmıştı. Dizinin milliyetçi tavrına uygun olarak 'saf' bir örgüt üyesi yaratılmak istendi. Bence baştaki amaç PKK'ya katılan bireylerin aslında zeki olmadıklarını göstermekti. Ancak özellikle 80 sonrası apolitik kuşak, bu komik adamı sevdi. Dizi ekibine de Muro'yu devletin yanına çekmek kaldı.
Kurtlar Vadisi ekibi, üniversite ziyaretlerinde özellikle bunun altını çizdi. Mustafa Üstündağ, karakterini şu sözlerle açıkladı; 'Muro, iyi niyetinin kurbanı ve kandırılmış bir adam.' Gençlerin cevabı zorlayıcıydı, 'Halktan insanları kandırmak bu kadar kolay mı?' Ne de olsa öğrenciler de halkın bir parçasıydı...
NİLGÜN K. TAHMAZ:TAKVIM

İstanbul’un en eski semtlerinden biri olan Unkapanı’nda gün erken başlar. Sabah ezanıyla birlikte dükkânlar bir bir açılır ve birdenbire doluverir o daracık sokaklar. Berberinden fırın işçisine, işportacısından memuruna kadar her türlü insana rastlamak mümkündür o saatte.
Günün büyük bir bölümünü çalışarak geçiren bu semt, haliyle işçilerin de en uğrak yeridir. İşçiye ihtiyacı olan, her türden işin ustasını burada arar. İşverenle işçiyi buluşturur Küçükpazar. İş bulabilenler ekmek parası peşine giderken bulamayanlar da bir umutla ayrılmaz bu eski semtten. Olur ya belki bir iş düşer… Beklemek için en uygun yer yine kahvehaneler olur, birçok yerde olduğu gibi. İlk görülen kahvehaneye girilir; bir, iki, üç derken yavaş yavaş dolar mekân. Dörtlüyü kuran, oturur okey partisinin başına. İş bulamamanın sıkıntısı oyun oynayarak atılır. Hemen tüm kahvehaneler böyledir Küçükpazar’da.
Ancak öyle bir kahvehane var ki, müşterisi var ama oyun oynayanı yok! Ne tavla sesi geliyor içeriden ne de okey. İçerideki herkes pür dikkat bir noktaya odaklanmış, gözünü bile kırpmıyor. ‘Nereye bakıyor bu adamlar?’ diyen giriyor kahveye. İçerisi biraz loş. Gündüz gözü perdeler çekilmiş. Kahvehane biraz eski ama duvarın muhtelif yerlerine monte edilmiş ses sistemi hemen dikkat çekiyor. Sonunda biz de giriyoruz ve kahvehane milletinin gözünü kırpmadan baktığı şeyi görüyoruz. Kahvehanenin başköşesinde büyük ekran bir LCD televizyon duruyor. Görüntüde ise tüm haşmetiyle ‘Kurtlar Vadisi’ var. Bir yanda Polat racon kesiyor diğer yanda Memati ‘vuruyum mu abi?’ diye Polat’a danışıyor; kahvehane ahalisinin gözleri Vadi’den başkasını görmüyor. Zaten kahvehanenin duvarlarını da Kurtlar Vadisi afişleri süslüyor. Hatta biri hızını alamayıp, bir kâğıda yazıvermiş dizideki son durumu: ‘Vadiye pus hâkim.’
Bu kahvehanede kimse konuşmuyor. Çayın bile bir zamanı var. Her 20 dakikada bir gezen kahveci, istemeseniz de önünüze koyuyor çayınızı. Biraz daha dikkatle göz gezdirince etrafa, VHS videokasetler gözümüze çarpıyor. Kahveci Cemil Tiryaki’ye soruyoruz Karadeniz Kıraathanesi’nde şimdiye kadar olan biteni. Cemil Bey, 23 seneden beri bu kahvehaneyi işletiyormuş. Kurtlar Vadisi’ni yayınlanmaya başlayalı ise hepi topu bir buçuk ay olmuş. Bundan evvel geçen 23 yıl boyunca hep arabesk filmler dönmüş Karadeniz Kıraathanesi’nde. Tiryaki, “Şimdiye kadar o videokasetlerden ekmek yedim. Bundan sonra da yayınlayacağım tabii.” diyor. Ocağın hemen üstündeki rafta duruyor yüzlerce videokaset. O kadar eskimiş ki, binlerce kez izlendiği her halinden belli. Hakkını vermiş kahvehane milleti bu VHS’lerin. Bu videokasetler de bir ‘dönem’e damgasını vuran yapıtlar. Örneğin; Hüseyin Altın’ın Bahtı Karalı, Aşk Sürgünü, Kadersizler, Hor Görme Garibi, Dertlerin Sahibi gibi filmleri; Esengül’ün Yansın Bu Dünya’sı; Vahdet Vural’ın Batak, Ayrılık, İftira, Aşkın Gözyaşları gibi yapımları; Müslüm Gürses’in Dertler İnsanı, Talihsizler, Küskünüm, Yaranamadım, Sev Yeter gibi filmleri; Ferdi Tayfur’un, Affet Allah’ım, İçimde Bir His Var, Ya Benimsin Ya Toprağın isimli filmleri; Orhan Gencebay’ın Hatasız Kul Olmaz, Batsın Bu Dünya, Aşkı Ben mi Yarattım, Leyla ile Mecnun, Kördüğüm, Ya Rabbim gibi yapımları göze ilk çarpanlar… Tabii ara sıra neşelenmek de lazım. Bunun için de filmler var Cemil Tiryaki’nin arşivinde. O anlarda da Zeki Alasya-Metin Akpınar, Kemal Sunal, Şener Şen gibi komedyenlerin filmleri takılıyor videoya. Tiryaki, 400’den fazla VHS kaset olduğunu söylüyor arşivinde. Şimdilerde ise videokaset yerine eski filmlerin VCD’lerini arşivlemeye başlamış. Arabesk müziği çok sevdiğini söyleyen Tiryaki’nin izlemediği film de kalmamış. Eskiden birçoğunun repliklerini bile ezberlemiş.
Sabah 6’da açılan Karadeniz Kıraathanesi, gece yarısına kadar hizmet veriyor. Bu süre içinde sürekli film gösterimi var. Kahvehanenin bulunduğu Yavuz Sinan Mahallesi’nde 23 yıldır muhtarlık yapan Hüseyin Öztürk, eskiden bu civarda birçok yazlık sinema olduğunu anlatıyor. Öztürk, “Kahvehanelerdeki film gösterimleri bu yazlık sinemalardan kalma bir alışkanlık. Ama böyle oyun oynatmadan film gösteren kahvehaneler kalmadı artık.” diyor.
ZAMAN PAZAR
Gençler arasından yapılan anketten ilginç sonuçlar çıktı. Bugüne kadar hep kendilerine televizyon karakterlerini örnek alan gençler bu kez fikir değiştirmişti. Artık örnekleri Rahmi Koç'tu... Rahmi Koç'un geçtiği isimler arasında ise Acun Ilıcalı ve Polat Alemdar var...
Ankara Genç İşadamları Derneği'nin (ANGİAD) Ankara’nın çeşitli ilçelerindeki 18-30 yaş arası, 1694 kişi üzerinde gerçekleştirdiği anketten dikkat çekici sonuçlar çıktı.
GENÇLER KİMİ ÖRNEK ALIYOR?
- Gençler "Türkiye’de yaşayan bir genç olarak kendinize kimi örnek alıyorsunuz" sorusuna, gençlerin yüzde 14.03’ü anne ya da babasını örnek gösterdi.
Anne ve babayı, yüzde 12.07 ile Rahmi Koç izlerken,
gençlerin yüzde 10.34’ü Acun Ilıcalı,
10.20’si ise Polat Alemdar’ı örnek aldığını belirtti.
Gençlerin “Yüzde 8.18’i Başbakan Erdoğan’ı,
yüzde 2.06’sı ise Deniz Baykal’ı örnek alıyoruz” dedi.
GENÇLER EN ÇOK TSK’YA GÜVENİYOR
Ankete katılan gençlerin yüzde 31.87’si kendisine en çok güven veren kurumu “Türk Silahlı Kuvvetleri” olarak gösterdi.
TSK’yı ise 13.98 ile “Dini Kurumlar” izledi.
Yargı, adalet sistemi ve Meclis daha alt sıralarda yer bulurken, yerel yönetimler ve medya ise en güvensiz kurumlar oldu.
Türkiye için en önemli sorunların başında kötü yönetim ve yöneticileri gören gençler, işsizlik ve yolsuzlukları da Türkiye’nin başta gelen sorunları arasında saydı.
GENÇLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU MİLLİYETÇİ-MUHAFAZAKAR
Ankete katılan gençlerin yüzde 20.21’i “siyasi yelpazede kendinizi nasıl tanımlarsınız?” sorusuna milliyetçi-muhafazakar olarak cevap verdi.
Gençlerin yüzde 18.11 kendisini laik olarak tanımlarken, yüzde 13.12’si muhafazakar-liberal, yüzde 12.74’ü sosyal demokrat, yüzde 3.42’si İslamcı, yüzde 3.25’i liberal ve yüzde 1.97’si ise sosyalist olarak ifade etti. Yüzde 27.18’i ise soruyu yanıtsız bıraktı.
Gençlerin büyük çoğunluğu kendilerini milliyetçi-muhafazakar olarak tanımladı; ancak "siyaseti takip eder misiniz?" sorusuna gençlerin yüzde 74.15’i “hayır” cevabını verdi.
GENÇLER “TÜRKİYE AB’YE GİRMEMELİ” DEDİ
"Türkiye AB’ye girmeli mi" sorusuna ankete katılan gençlerin yüzde 40.11’i “evet girmeli” derken, yüzde 43.62’si ise “hayır, girmemeli” dedi. Fark etmez diyenlerin oranı ise yüzde 16.27. Gençlerin yüzde 46.21’i Türkiye’nin geleceğine umutsuz baktığını ifade etti. Gençlerin yüzde 55.84’ü Türkiye’de artık bir askeri darbe olmaz derken, yüzde 84.19’luk bir kesim ise türbanı Türkiye için önemli bir sorun olarak görmediğini bildirdi.
GENÇLER YURT DIŞINDA YAŞAMAK İSTİYOR
Ankete katılan gençlerin yüzde 78.14’ü “yurt dışında yaşamak ister miydiniz” sorusuna “evet” yanıtını verirken, yüzde 21.86’sı ise “hayır” dedi. "Niçin yurtdışında yaşamak istersiniz" sorusuna ise gençlerin büyük bölümü, yüzde 45.51’lik kısmı “daha iyi maddi imkanlara kavuşmak için” cevabını verdi. Ankete katılan gençlerin yine büyük çoğunluğu Türkiye’de ifade özgürlüğünün olmadığını ve insan haklarına saygı gösterilmediğini düşündüğünü söyledi. Eşcinsellik konusunda ise gençlerin yüzde 76.43’ü “kesinlikle benimsemiyorum” derken, yüzde 10.53’ü “cinsellik özgürlüktür” dedi. Yüzde 13.04’ü ise yorum yapmamayı tercih etti.
GENÇLER SPOR YAPMIYOR VE GAZETE OKUMUYOR
Ankete katılan gençlerin yüzde 83.07’si spor yapmadığını söyledi. Yüzde 53.17’si ise gazete okumazken, okuyanların yüzde 35.87’lik büyük oranı sadece spor sayfasını okuduğunu ifade etti. Spor sayfasını ise magazin sayfasını okuyanlar izledi. Ankete göre, gençler televizyonda en çok eğlence programlarını izlediklerini belirtti. Eğlence programlarını, yüzde 20.67 ile yerli diziler, yüzde 16.79 ile yarışma programları izledi. Ankete katılan gençlerin haberler ile kültürel program ve belgesellere ilgi göstermediği gözlendi. Yüzde 7.51’i haberleri izliyorum derken, 3.05’i ise kültürel programlar ve belgeselleri, 6.12’si ise yabancı dizileri izliyorum” dedi.
GENÇLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU SİGARA VE ALKOL KULLANIYOR, AİLELERİ TARAFINDAN ŞİDDET GÖRÜYOR
“Sigara veya alkol kullanıyor musunuz” sorusuna ise gençlerin yüzde 37.55 her ikisini de kullanıyorum yanıtını verdi. Yüzde 26.06’sı sadece sigara kullandığını belirtirken, “Yüzde 9.74’ü alkol kullanıyorum, yüzde 10.84 nadiren kullanıyorum, yüzde 15.81’i ise her ikisini de kullanmıyorum” dedi. Gençlerin yüzde 84.19’u fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtirken, yüzde 56.89’u ise şiddetin kaynağının aile içinden geldiğini belirtti
Kaynak : İnternet Haber

Efsane dizi Kurtlar Vadisi'nin oyuncuları, Bahçeşehir Üniversitesi'nde hayranlarıyla buluştu. Renkli geçen söyleşide öğrenciler, keyifli anlar yaşadı
YAYINLANDIĞI ilk bölümden itibaren geniş bir hayran kitlesine sahip olan Kurtlar Vadisi adlı dizinin oyuncuları önceki gün üniversite öğrencileriyle buluştu. Dizinin başrol oyuncularından Necati Şaşmaz'ın (Polat Alemdar) çekimler dolayısıyla gelemediği söyleşide Kurtlar Vadisi Pusu oyuncularına tebriklerini sunan üniversitenin tarih bölümü öğretim görevlisi, "İbrahim Tatlıses ilk çıktığı dönemde sosyete takımı ve entelektüeller kıro derler ve dinlemezlerdi. Daha sonra Tatlıses"in şarkılarını dinledikleri vakit sadece güzel okuduğunu söyleyip Tatlıses'i dinlemeye başladılar. Bende buradan sizi tebrik ediyorum ve 'Kıro dinlenir de Muro izlenmez mi' diyorum" dedi.
Söyleşiden notlar;
* Muro'yu canlandıran Mustafa Üstündağ, "Bir devrimci olarak burjuva okuluna gelmek size neler hissettirdi?" sorusuna "Paralı eğitime karşıyım" dedi.
* Dizide Yalçın Bulut karakterini canlandıran Hüseyin Avni Danyal'ın Robert De Niro'ya olan benzerliği öğrenciler tarafından sorulunca Danyal, "Robert De Niro bana benzer ben ona değil" dedi.
* Gürkan Uygun eroinmanı canlandırdığı sahneler hakkında "Beğendiyseniz ne mutlu" dedi.
Tercüman

'Kurtlar Vadisi-Pusu' adlı dizide 'Muro' adında bir teröristi canlandıran Mustafa Üstündağ, hayranlarının kendisinden etkilenip, terör örgütlerine sempati duymasının imkansız olduğunu söylüyor: Akıllı biri bunu yapmaz..
Kurtlar Vadisi-Pusu' adlı dizide, 'Maalesef en kutsal devrim ilkelerle değil, para ile gerçekleştiriliyor' ve 'Bu don ne böyle; masmavi. Bundan sonra kimse burjuva donu giymeyecek' gibi ilginç replikleriyle dikkat çeken 'Muro' karakterini canlandıran Mustafa Üstündağ, son dönemin en çok konuşulan oyuncularından biri... Dizide bir terör örgütü üyesini canlandırsa da, halk ona bayılıyor. Bu ilginin farkında olan 'Kurtlar Vadisi Irak'ın yapımcısı Pana Film ise, başrolünde 'Muro'nun yer alacağı ve terör örgütünün şiddet olayları ve uyuşturucu ile bağlantılarının anlatılacağı bir film çekmeye hazırlanıyor. Oyunculuğa Adana'da babasının çalıştığı Anadolu Cam Sanayi Fabrikası'nın işçilerinin kurduğu amatör tiyatroda başlayan Üstündağ, gördüğü yoğun ilginin kendisini çok mutlu ettiğini söylüyor...
YAPTIĞIM SADECE ROL!
* 'Kurtlar Vadisi-Pusu' ekibine nasıl dahil oldunuz?
Ben, Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunuyum. Bugüne kadar 'Uy Başuma Gelenler', 'Aşka Sürgün', 'Yersiz Yurtsuz' gibi dizilerde, ufak tefek rollerde yer aldım. Hep popüler bir dizide oynamanın hayalini kurardım. Sonra bir gün 'Kurtlar Vadisi'nden aradılar ve ekibe dahil oldum. Beni neden seçtiklerini bilmiyorum. Herhalde role uygun gördüler.
* 'Muro'nun bu kadar çok sevilmesini neye bağlıyorsunuz?
Dizide de söylediğim gibi; içimizdeki insan sevgisine. (Gülüyor) Sıcak geldi insanlara... Sempatik bir adam... Yaptığınız işin sevilmesi, yolda yürürken insanların size selam vermesi; gerçekten çok güzel bir duygu.
* 'Muro' iyi bir karakter değil; bir terör örgütünün üyesi. Nasıl oluyor da insanlar onu seviyor? Ters tepkiler almıyor musunuz?
Sonuçta, Erol Taş'ın kötü adamı canlandırdığı için sokakta taşlandığı bir ülkede yaşıyoruz...
Bu zamana kadar hiç kötü bir tepki almadım. Erol Taş döneminde farklı bir anlayış vardı. Seyirci ekrandaki oyuncuyu, gerçekten kötü adam sanıyordu. Televizyon kanallarının çoğalmasıyla her şey değişti. Artık televizyon karakterleriyle sokakta karşılaşabiliyor insanlar. Dolayısıyla; neyin ne olduğunu biliyorlar. Ben çocukluğumdan hatırlıyorum; sinemalarda film izlerken yuhalamalar oluyordu. Günümüzde bu kalmadı.
* Böyle diyorsunuz ama bir dönem 'Muro'nun çok sevilmesinin terör örgütlerine karşı sempati yaratabileceği, bu yüzden 'Muro'nun öldürüleceği konuşuldu. 'Muro'nun örgüte sırt çevirerek, normalde aleyhinde söylemlerde bulunduğu 'Polat'ın yanına sığınacağı da söylendi...
Ben de bunları sizin gibi internetten takip ettim. Senaristler yazıyor, biz de oynuyoruz. Bir bölüm sonra ne olacağını, ben de bilmiyorum. Stoklu değiliz, çektiğimiz bölüm yayınlanıyor. Sokakta yanıma gelip de bana, "Birader, sen niye böyle bir örgüte üyesin?" diyen kimse olmadı. Bu karakterler birer hayal ürünü. Dizinin başında da gerçek hayatla bir ilgisi olmadığı söyleniyor zaten. Aklı başında hangi insan 'Muro'dan dolayı bir terör örgütüne sempati duyabilir ki? Olur mu böyle bir şey? Bu, bir film, bir rol. Amerikan gangster filmlerini izlediğimiz zaman; o mafya adamlarına, sempatiyle mi bakıyoruz?
* Evet ama zaman zaman haberlerde suç işleyen insanların, bazı dizilerden esinlendiklerini söylediklerine şahit oluyoruz...
Bunların gerçek olmadığını düşünüyorum. Bizim diziyle ilgili de böyle şeyler söylendi. Avukatlar araştırdı ve söylenenler asılsız çıktı.
'HAMLET' DE SAKLAMBAÇ GİBİ!
* Sizin çocukken özendiğiniz bir televizyon ya da sinema kahramanı yok muydu?
'Superman'e özenirdim. Hatta onun gibi uçmayı bile denedim. (Gülüyor) Ama biz 'Superman'in gerçekten uçtuğunu zannediyorduk. Oysa şimdiki çocuklar her şeyin farkında!
* Peki 'Muro' rolünün üzerinize yapışmasından korkuyor musunuz?
Hayır. Daha önce eşcinseli de oynadım ama Allah'a şükür heteroseksüelim! Kendimi rolüme kaptırmam. Normal hayatta yapamayacağınız şeyleri, oyunculukta yapıyorsunuz. Bu; keyifli bir şey. Benim için 'Hamlet'i oynamak, tıpkı saklambaç oynamak gibi bir şey. Oyunculukta canlandırdığın rolün içine girip, eğleniyorsun. Zaten kendin eğlenmezsen, ortaya kesinlikle iyi bir şey çıkmaz. Ama bu oyunu fazla da büyütmemek lazım.
Eyleme mi katılsaydım?
* 'Muro' karakterini oluştururken esinlendiğiniz birileri oldu mu?
İlk gün sete gittiğimde aklıma gelenleri yaptım. Hala rolümü geliştiriyorum. Bu karakterin ucu açık; her yere gidebilir. Gözlem ise hayatın içinde sürekli oluyor zaten. Genelev kadınını oynayan biri, belki geneleve gidip gözlem yapabilir ya da yapmalıdır. Ama ben 'Muro' için birkaç bombalı eyleme mi katılacağım? Allah'a şükür; öyle bir olay yaşamadım. (Gülüyor)
* Senaristler 'Muro'yu öldürürse, ne hissedersiniz?
Ben bu diziden önce de oyunculuk yapıyordum. Bir sonraki rolümde bu kadar popüler olmasam da, benim için dünyanın sonu gelmez. Zaten 6 ay öncesine kadar popüler bir adam değildim. Benim tek derdim şu; Allah sağlığımı elimden almasın ve ben her zaman oyunculuk yapabileyim
Ben de anne olmak istiyorum
* 'Muro'ya benzeyen birtakım yönleriniz var mı?
Alakamız yok. Ben rolümü oynarım, gerisine de karışmam.
* Anneniz bile size 'Muro' diye hitap ediyormuş ama...
Evet çünkü annem canlandırdığım karakteri çok sevdi. Oynadığım rolün bu kadar tutması, ona gurur veriyor. Evladının iyi bir yerlere gelmesi, hangi ebeveyni mutlu etmez ki? Benim babam vefat etti. Annem benim her şeyim, en büyük hayranım. Ne yaparsam yapayım, her koşulda beni kabul edecek tek insan o. Hayatta bu güven duygusundan daha güzel ne olabilir ki? Ben de anne olmak istiyorum. 'Muro' da anne olmak istiyor. (Gülüyor)
Sabah







