
Sun-Der'in katkılarıyla İstanbul'a giden bir grup öğrenci, Kurtlar Vadisi dizisinin setini ziyaret etti.
Sun-Der Yönetim Kurulu ve Sunguroğlu Lisesi öğrencilerinden oluşan bir grup, Türkiye'nin en çok izlenen dizilerinden biri olan Kurtlar Vadisi'nin setini ziyaret ettiler. Dizide Polat'ı canlandıran Necati Şaşmaz ve Abdulhey'i canlandıran Kenan Çoban'la sohbet etme imkanı bulan öğrenciler, çekimler sırasında da sette bulunarak çekimlerin nasıl yapıldığını izlediler.
Necati Şaşmaz, ziyaretçileri misafirler için kurulan kafede değil de çekimlerin yapıldığı kendi odasında özel olarak ağırladı. Öğrenciler ve Sun-Der Yönetim Kurulu üyeleriyle uzun uzun sohbet eden Şaşmaz, öğrencilere sinema ve sanatla ilgili tavsiyelerde bulundu. Şaşmaz, Gaziantep'ten gelen misafirlerinin ziyaretinden duyduğu memnuniyetini dile getirdi.
İHA
Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde 'Halo Dayı'yı oynayan Sönmez Atasoy, sanatçı Musa Eroğlu'ndan 'Halil İbrahim' türküsü nedeniyle özür diledi.
TRT 1'de Dr. Önder Aytaç'ın sunduğu 'Sensiz Olmaz Olur mu?' programına konuk olan oyuncu Sönmez Atasoy, dizide Halil İbrahim türküsü ile Halo Dayı'nın özdeşleşmesi nedeniyle Musa Eroğlu'ndan özür diledi.
Atasoy, şöyle konuştu:"Senaryoyu ben bir gün önce aldım. Öbür gün çekime girdim. Seslendirmeye girdiğimde de Halil İbrahim türküsü fondaydı. Benim dışımda gelişen bir durum. Bu türkünün de Musa Eroğlu gibi bir büyük ustadan çıkması müthiş birşey. O'nu benimle aynı sahnede gördüğüm zaman zevkten uçtum. Böyle hoş bir şey yok. Ama Musa Eroğlu'dan özür diliyorum. Çünkü aslolan O'nun, ben biraz O'nun üzerine gölge düşürdüm gibi."
Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde canlandırdığı 'Halo Dayı' tiplemesinin yaşamı boyunca biriktirdiği insanlar olduğunu belirten Sönmez Atasoy, özellikle çocukluğundaki bir kişiden etkilendiğini anlattı.
"Elbette ki o insan benim. Bu benim, bu döneme kadar bulunduğum ortamda, yaşadığım insanlarda, ya da çocukluğumda beni etkileyen bu tür insanların bir kompozisyonu" diyen Atasoy, bilinçaltına yaptığı yolculukta 'Halo Dayı karakterini bulmuş.
Atasoy, "Gerçekten ben bunun bir bilinçaltı araştırmasına girdim ve memleketim Erzincan'a kadar dayandı. Ve buldum kim olduğunu, hiç kimsenin tanımadığı birisi. O alınmış ve gelmiş. Ancak bunu epey düşünerek ve geriye doğru bir yolculuk yaparak buldum. Tabii birebir değil ama tavır onun tavrı. Çocukluğumda tanıdığım birisi" şeklinde konuştu.
TelevizyonGazetesi

Yeşilçam'ın en çok dayak yiyen adamından Kurtlar Vadisi'ne eleştiri
YEŞİLÇAM'IN ÜNLÜ DÖVÜŞÇÜSÜ POLAT'I BEĞENMİYOR!
Türk sinemasının 'Sütçü' lakaplı kötü adamı Süheyl Eğriboz, emekli maaşı ile geçimini sağlamaya çalışıyor.Yeşilçam'ın bu en çok dayak yiyen figüranı, 'Dayağı biz yedik; ama parayı başkaları kazandı', diyor. Kurtlar Vadisi'ne de eleştiri getiriyor.
Türk sinemasının 'Sütçü' lakaplı kötü adamı Süheyl Eğriboz, emekli maaşı ile geçimini sağlamaya çalışıyor.Yeşilçam'ın bu en çok dayak yiyen figüranı, "Dayağı biz yedik; ama parayı başkaları kazandı." diyor.
Zaman'dan Murat Tokay'ın röportajı:
En çok dayak yiyen aktör: Her yerımde jönlerin izi var
Sinemamızın iyi kalpli ‘kötü adam’ı Süheyl Eğriboz, bugün 80 yaşında. Kendi deyimiyle yaşlılıktan mütevellit sağlık sorunları yaşasa da hâlâ dinç, cıva gibi... Hafızası pırıl pırıl işliyor. Fatih-Langa’daki evinde eşiyle birlikte yaşlılığını geçiriyor. Balıkesir Gönen doğumlu Eğriboz, emekli maaşı ve iki oğlunun da maddi desteğiyle kimseye muhtaç olmadan yaşayıp gidiyor. ‘Kötü adam’ konuştu, biz dinledik.
Sizi niye hep kötü adam rollerinde izledik?
Seyirci biliyor. Ekmek parası için rol kestik. Filmlerde oynadığım rollerle hayatımın hiçbir alakası yok. 53 senelik evliyim, karıma hâlâ âşığım. 2 çocuğuma da üniversite okutturdum. Sinemanın bana en büyük kazancı bu oldu.
Hep yardımcı oyuncuyu oynadınız, ama Yeşilçam’ın çok tanınan aktörlerinden birisiniz. Bunu başrol oynamadan nasıl başardınız?
Şöhret olduk. Etiket büyük. Ama para yok. Parayı da bulsaydık daha iyi olacaktı.
Birlikte rol aldığınız arkadaşlarınızın yokluk içinde bir yaşadıklarını gördük. Çoğunun ölümü trajik oldu. O dönemde para kazanmadınız mı?
İyi para kazandık. Benim aldığım, arkadaşlarımın aldığı aylık, reisicumhur maaşıydı. Cumhurbaşkanı o zaman yaklaşık 300 lira maaş alırdı. Biz de günde 5-10 lira yevmiye alırdık. Yılda 200-300 film çekilirdi. Çoğunda rolüm olurdu. Ben parayı tuttum. Ama maalesef çoğu kazandığını, geleceğini düşünmeden harcadı. Ben mecburdum. Çocuklarım yüksek tahsil yapıyorlardı. Aldığım parayı hanıma götürür verirdim. Ondan harçlık alırdım. Hepsi benim aldığım parayı aldı. Ama tutmasını bilmediler.
Kötü adamı ilk olarak ne zaman oynadınız?
Ben Fatih Sultan Mehmed’den kalmayım...
Yani...
İlk filmim, Sami Ayanoğlu’nun Fatih Sultan Mehmed’i oynadığı İstanbul’un Fethi’dir. Yıl 1951.
Rolünüz neydi?
Bizans askerini oynadım. Uluabatlı Hasan kapıyı açar. Ben Uluabatlı Hasan’ı okla vururum. Uluabatlı ölmez... Takip ederim, surlara sancağı dikerken tekrar vururum. Rolüm bu kadardı.
Sinemaya başlamamı ve devam etmemi Osman F. Seden’e borçluyum. Beşiktaş Kulübü’nde ben karate çalışıyorum. Osman Seden, orada film çekiyor. Mahir Özerdem diye bir arkadaş başrol oynuyor. Atraksiyon bir sahne var filmde. Sahneyi yapamadı. Ben güldüm. Osman Bey ‘Niye güldün?’ dedi. ‘Hocam basit sahne, ben yaparım.’ dedim. Onun dublörü oldum. O zamanın parasıyla bana Osman Seden on lira para verdi. Büyük para... Kartını da verdi. O zaman Pertevniyal Lisesi ikinci sınıf talebesiyim. Akşam geldim, ben on lirayı babama verdim. Babam ‘Bu parayı nereden buldun!’ diye çıkıştı. O zaman babamın aylığı 35 lira. ‘Böyle işlere girme, okuluna devam et.’ dedi. Bir gün Beyoğlu’na çıktım. Elimi cebime attım. Tesadüfen Osman ağabeyin kartı geldi. Onun bürosuna uğradım. ‘Senin gibi bir arkadaşa ihtiyacımız var.’ dedi. İtalyanlarla beraber Üç Yeşil Köpek diye bir film çekiyorlardı. Bana rol verdi. Orada da kiralık katili oynadım. Giriş o giriş oldu ve bir daha da çıkamadım sinemadan.
Niye hep kötü adam?
O oyunla girdim seyircinin kafasına. Rejisörler de aynı rolleri bana biçtiler. Hep aynı çizgide devam ettim. Başka türlü roller oynamam.
İzleyiciler Süheyl Eğriboz olarak değil de “Sütçü” olarak bilir. Sütçü ismi nereden geliyor? Sütçülük yaptığınız da söyleniyor.
Hiç sütçülük yapmadım. Sütçü serisinde başrol oynadım diye bu isim takıldı bana. 1978-80 arası Sütçü’nün Rüyası, Sütçü Kıbrıs’ta, Sütçü ve Eşeği ile Sütçü’nün Çocukları diye dört film çektik. Komedi avantürü... Sütçü filmleri çok tuttu. Devamı çekildi. Sonra sinemada seks furyası başladı. Çocuklarım üniversitede okuyordu. Kabul etmedim. Seks furyasına girmedim. Benim jönlük öldü. O sektöre girseydim köşe olmuştum. İyi ki girmemişim diyorum. Çoluk çocuk ne derlerdi?
Kaç filmde oynadınız?
Sayısını tam bilemiyorum. 200’den fazla filmde oynadım. Bir o kadar filmde de figüranlık yaptım. Role bakmıyordum. Çünkü para lazım. İşin uzun olması önemli. Rejisörle konuşurdum. Mesela Atıf Yılmaz’a ‘Abi bana uzun rol ver.’ derdim. Çete adamını oynadığım zaman genellikle rol uzardı.
Sizin için, Türk sinemasının en iyi dövüşen adamı deniyor. Sizi çalıştıran biri var mıydı?
Kendi kendimi yetiştirdim. Karate ve tekvando eğitimi almıştım. Trambol Türkiye’de yoktu. Ben trambol yaptım kendime. Zıplama aleti... Havada yumruk atma, tekme atma. Türlü atraksiyonlar çalışırdım. Cüneyt Arkın’ı ben yetiştirdim. Beni fersah fersah geçti. Kadir İnanır ata binemezdi. İlk ata ben bindirdim.
Kendi kendinizi nasıl yetiştirdiniz? Örnek aldığınız birileri var mıydı?
Red Kit mecmuaları vardı, onları takip ederdik. O resimdeki hareketleri yapardık. Doğru dürüst ata binmeyi de Charles Bronson, Tony Curtis, Fikret Hakan, Salih Güney’in oynadığı Türk-İngiliz ve İtalyan ortak yapımı Paralı Askerler filminde öğrendim. Atlar İngiltere’den gelmişti. Hocamız John Wayne’nin hocası. Biz usta olarak gittik. Adam bize ‘Siz ata binmesini değil, atın üstünde durmasını bile bilmiyorsunuz.’ dedi. Bizi ata binme konusunda eğitti.
‘Cüneyt Arkın’dan en çok dayak yiyen aktör’ namınız var. Öyle mi gerçekten?
Bir açıkoturumda söylemiştim. Cüneyt de vardı. Dedim ki: “Cüneyt Bey yumruğu uzatır, camdan dışarı ben çıkarım. Ondan sonra helal olsun herife derler. Bir yumruk attı, adamı camdan dışarıya fırlattı. Gel bir de camdan çıkana sor.” Böyle söyleyince Cüneyt’le aramız bozuldu. Birkaç sene konuşmadık. Hakikaten Cüneyt ne yapardı? 20 kişiyi kılıçla öldürürdü. Sen asıl attan düşene sor.
Yeşilçam’da rol aldığınız başrol oyuncuları iyi para kazandı. Sizler ‘kötü adam’ kaldınız.
Davulu biz çalarız, parsayı onlar toplar. Yani dayağı, yumruğu biz yedik, parayı onlar topladılar. Bir hatıramı nakledeyim. Charles Bronson’la Üç Yeşil Köpek filminde oynuyorum. Tarabya otelinde iş paydos oldu. “Süheyl, arabayı getir de bir dolaşalım.” dedi. ‘Arabam yok’ demeye utandım. “Arabayı tamire çektim.” dedim... Adam demez mi; “Senin bir tane mi araban var?”
Televizyon dizilerini takip ediyor musunuz?
Bugün para, teknik var. Kameralar otomatik. Ama hiçbirini beğenmiyorum. Ara ara Kurtlar Vadisi’ne bakmışlığım vardır. Kurtlar Vadisi’nden teklif almıştım. İyi de para veriyorlardı. Ama kendime yediremedim. Çalışmadım. Adamlar kameranın karşısında durmasını bilmiyorlar. Bodyguard rolü teklif edilmişti. Filmde Polat’la kavgamız vardı. “Ben bu adamla kavga etmem.” dedim. Benimle kavga edecek duruma gelmedi. İlerlesin ondan sonra...
Polat’ı nasıl buluyorsunuz?
Para kendisinin, senaryo kendisinin... Necati’ye neden başka teklif gelmiyor? O imkanlarla biz film çekseydik Avrupa çapında olurduk. Onların patlattığı mermilerin parasıyla biz bir film bitirirdik. Ben Polat’ın oyunculuğunu tutmuyorum. Tek taraflı jön. Kadir İnanır da öyledir. Daima serttir. Ben Polat’ı Hüseyin Peyda’ya benzetiyorum. O kamerada ejderha gibi gözükürdü. Bir gün galada seyircinin karşısına çıktı. Adam söndü. Bir metrelik adam.
Ama Kurtlar Vadisi çok izleniyor.
Kurtlar Vadisi, senaryonun ve paranın başarısı bana göre.
Birçok filmde rol aldınız. O günlerden kalma yaralarınız var mı?
Dokuz on kırık var. Çıkıkların haddi hesabı yok. Alnımda, burnumda ve boğazımda jönlerin izleri var. Aslan Bey diye bir film çekiyoruz. Sahnede benim kafam kopacak. Yılmaz Güney, tahta kılıcı boynuma vurdu. Boynumdaki iz oradan kaldı. Kafamda bira şişesi patladı. Burnumdaki kırık da Yılmaz Köksal’dan hatıra. Kafa atarken oldu. Burnumun kemiği kırıldı.
Neredeyse her gün bir kanalda sizin rol aldığınız bir film gösteriliyor. İzliyor musunuz?
Denk gelirsem izlerim. Keşke şöyle yapsaydım hiç demedim. Çünkü ben yaptığım hareketleri defalarca çalışmışımdır. Oynadığım rollerden memnunum. Eksik yoktur. Ne duruşta, ne yürüyüşte, ne konuşmada bir aksaklık olamaz. 1965’ten sonra bulamazsınız.
Nasıl bir duygu? Gençliğinizi izlemek...
Hüzünleniyorum... Geçen gün bir filmim televizyonda gösteriliyordu. O filmde birlikte oynadığımız arkadaşların çoğu bugün yok. Oturup ağladım. Bir benle Ahmet Mekin kalmışız.
Seyirci sizi en son Maskeli Beşler’de gördü. Yeniden sizi izleyebilecek miyiz?
Maskeli Beşler’de oynadım. Kısa bir rolüm var ama. Akılda kalacak bir oyun çıkardım. Havada Şafak Sezer’e kafa attım. Şafak yere düştü. Zevkten on numara oldum, ‘Bu sahneyi bir daha çekelim abi diyor!’ Ben de oğlum bir daha zıplayamam öyle dedim. Yeni film için teklif gelmiyor. Gelse de ben şehir dışına çıkamıyorum. Çekilen televizyon filmleri de aile şirketi. Aralarına yabancı sokmuyorlar. Çok şükür Allah’a, emekli aylığına talim ediyoruz.
H2

İstanbul’un en eski semtlerinden biri olan Unkapanı’nda gün erken başlar. Sabah ezanıyla birlikte dükkânlar bir bir açılır ve birdenbire doluverir o daracık sokaklar. Berberinden fırın işçisine, işportacısından memuruna kadar her türlü insana rastlamak mümkündür o saatte.
Günün büyük bir bölümünü çalışarak geçiren bu semt, haliyle işçilerin de en uğrak yeridir. İşçiye ihtiyacı olan, her türden işin ustasını burada arar. İşverenle işçiyi buluşturur Küçükpazar. İş bulabilenler ekmek parası peşine giderken bulamayanlar da bir umutla ayrılmaz bu eski semtten. Olur ya belki bir iş düşer… Beklemek için en uygun yer yine kahvehaneler olur, birçok yerde olduğu gibi. İlk görülen kahvehaneye girilir; bir, iki, üç derken yavaş yavaş dolar mekân. Dörtlüyü kuran, oturur okey partisinin başına. İş bulamamanın sıkıntısı oyun oynayarak atılır. Hemen tüm kahvehaneler böyledir Küçükpazar’da.
Ancak öyle bir kahvehane var ki, müşterisi var ama oyun oynayanı yok! Ne tavla sesi geliyor içeriden ne de okey. İçerideki herkes pür dikkat bir noktaya odaklanmış, gözünü bile kırpmıyor. ‘Nereye bakıyor bu adamlar?’ diyen giriyor kahveye. İçerisi biraz loş. Gündüz gözü perdeler çekilmiş. Kahvehane biraz eski ama duvarın muhtelif yerlerine monte edilmiş ses sistemi hemen dikkat çekiyor. Sonunda biz de giriyoruz ve kahvehane milletinin gözünü kırpmadan baktığı şeyi görüyoruz. Kahvehanenin başköşesinde büyük ekran bir LCD televizyon duruyor. Görüntüde ise tüm haşmetiyle ‘Kurtlar Vadisi’ var. Bir yanda Polat racon kesiyor diğer yanda Memati ‘vuruyum mu abi?’ diye Polat’a danışıyor; kahvehane ahalisinin gözleri Vadi’den başkasını görmüyor. Zaten kahvehanenin duvarlarını da Kurtlar Vadisi afişleri süslüyor. Hatta biri hızını alamayıp, bir kâğıda yazıvermiş dizideki son durumu: ‘Vadiye pus hâkim.’
Bu kahvehanede kimse konuşmuyor. Çayın bile bir zamanı var. Her 20 dakikada bir gezen kahveci, istemeseniz de önünüze koyuyor çayınızı. Biraz daha dikkatle göz gezdirince etrafa, VHS videokasetler gözümüze çarpıyor. Kahveci Cemil Tiryaki’ye soruyoruz Karadeniz Kıraathanesi’nde şimdiye kadar olan biteni. Cemil Bey, 23 seneden beri bu kahvehaneyi işletiyormuş. Kurtlar Vadisi’ni yayınlanmaya başlayalı ise hepi topu bir buçuk ay olmuş. Bundan evvel geçen 23 yıl boyunca hep arabesk filmler dönmüş Karadeniz Kıraathanesi’nde. Tiryaki, “Şimdiye kadar o videokasetlerden ekmek yedim. Bundan sonra da yayınlayacağım tabii.” diyor. Ocağın hemen üstündeki rafta duruyor yüzlerce videokaset. O kadar eskimiş ki, binlerce kez izlendiği her halinden belli. Hakkını vermiş kahvehane milleti bu VHS’lerin. Bu videokasetler de bir ‘dönem’e damgasını vuran yapıtlar. Örneğin; Hüseyin Altın’ın Bahtı Karalı, Aşk Sürgünü, Kadersizler, Hor Görme Garibi, Dertlerin Sahibi gibi filmleri; Esengül’ün Yansın Bu Dünya’sı; Vahdet Vural’ın Batak, Ayrılık, İftira, Aşkın Gözyaşları gibi yapımları; Müslüm Gürses’in Dertler İnsanı, Talihsizler, Küskünüm, Yaranamadım, Sev Yeter gibi filmleri; Ferdi Tayfur’un, Affet Allah’ım, İçimde Bir His Var, Ya Benimsin Ya Toprağın isimli filmleri; Orhan Gencebay’ın Hatasız Kul Olmaz, Batsın Bu Dünya, Aşkı Ben mi Yarattım, Leyla ile Mecnun, Kördüğüm, Ya Rabbim gibi yapımları göze ilk çarpanlar… Tabii ara sıra neşelenmek de lazım. Bunun için de filmler var Cemil Tiryaki’nin arşivinde. O anlarda da Zeki Alasya-Metin Akpınar, Kemal Sunal, Şener Şen gibi komedyenlerin filmleri takılıyor videoya. Tiryaki, 400’den fazla VHS kaset olduğunu söylüyor arşivinde. Şimdilerde ise videokaset yerine eski filmlerin VCD’lerini arşivlemeye başlamış. Arabesk müziği çok sevdiğini söyleyen Tiryaki’nin izlemediği film de kalmamış. Eskiden birçoğunun repliklerini bile ezberlemiş.
Sabah 6’da açılan Karadeniz Kıraathanesi, gece yarısına kadar hizmet veriyor. Bu süre içinde sürekli film gösterimi var. Kahvehanenin bulunduğu Yavuz Sinan Mahallesi’nde 23 yıldır muhtarlık yapan Hüseyin Öztürk, eskiden bu civarda birçok yazlık sinema olduğunu anlatıyor. Öztürk, “Kahvehanelerdeki film gösterimleri bu yazlık sinemalardan kalma bir alışkanlık. Ama böyle oyun oynatmadan film gösteren kahvehaneler kalmadı artık.” diyor.
ZAMAN PAZAR

Muro, Kurtlar Vadisi-Pusu ekibine nasıl dahil oldu ya da hangi akıllı Muro'ya bakıp da terörist olur!
Kurtlar Vadisi-Pusu' adlı dizide, 'Maalesef en kutsal devrim ilkelerle değil, para ile gerçekleştiriliyor' ve 'Bu don ne böyle; masmavi. Bundan sonra kimse burjuva donu giymeyecek' gibi ilginç replikleriyle dikkat çeken 'Muro' karakterini canlandıran Mustafa Üstündağ, son dönemin en çok konuşulan oyuncularından biri... Dizide bir terör örgütü üyesini canlandırsa da, halk ona bayılıyor. Bu ilginin farkında olan 'Kurtlar Vadisi Irak'ın yapımcısı Pana Film ise, başrolünde 'Muro'nun yer alacağı ve terör örgütünün şiddet olayları ve uyuşturucu ile bağlantılarının anlatılacağı bir film çekmeye hazırlanıyor. Oyunculuğa Adana'da babasının çalıştığı Anadolu Cam Sanayi Fabrikası'nın işçilerinin kurduğu amatör tiyatroda başlayan Üstündağ, gördüğü yoğun ilginin kendisini çok mutlu ettiğini söylüyor. Üstündağ, Günaydın'dan Bülent İpek'in sorularını yanıtladı.
YAPTIĞIM SADECE ROL!
* 'Kurtlar Vadisi-Pusu' ekibine nasıl dahil oldunuz?
Ben, Müjdat Gezen Sanat Merkezi mezunuyum. Bugüne kadar 'Uy Başuma Gelenler', 'Aşka Sürgün', 'Yersiz Yurtsuz' gibi dizilerde, ufak tefek rollerde yer aldım. Hep popüler bir dizide oynamanın hayalini kurardım. Sonra bir gün 'Kurtlar Vadisi'nden aradılar ve ekibe dahil oldum. Beni neden seçtiklerini bilmiyorum. Herhalde role uygun gördüler.
* 'Muro'nun bu kadar çok sevilmesini neye bağlıyorsunuz?
Dizide de söylediğim gibi; içimizdeki insan sevgisine. (Gülüyor) Sıcak geldi insanlara... Sempatik bir adam... Yaptığınız işin sevilmesi, yolda yürürken insanların size selam vermesi; gerçekten çok güzel bir duygu.
* 'Muro' iyi bir karakter değil; bir terör örgütünün üyesi. Nasıl oluyor da insanlar onu seviyor? Ters tepkiler almıyor musunuz? Sonuçta, Erol Taş'ın kötü adamı canlandırdığı için sokakta taşlandığı bir ülkede yaşıyoruz...
Bu zamana kadar hiç kötü bir tepki almadım. Erol Taş döneminde farklı bir anlayış vardı. Seyirci ekrandaki oyuncuyu, gerçekten kötü adam sanıyordu. Televizyon kanallarının çoğalmasıyla her şey değişti. Artık televizyon karakterleriyle sokakta karşılaşabiliyor insanlar. Dolayısıyla; neyin ne olduğunu biliyorlar. Ben çocukluğumdan hatırlıyorum; sinemalarda film izlerken yuhalamalar oluyordu. Günümüzde bu kalmadı.
* Böyle diyorsunuz ama bir dönem 'Muro'nun çok sevilmesinin terör örgütlerine karşı sempati yaratabileceği, bu yüzden 'Muro'nun öldürüleceği konuşuldu. 'Muro'nun örgüte sırt çevirerek, normalde aleyhinde söylemlerde bulunduğu 'Polat'ın yanına sığınacağı da söylendi...
Ben de bunları sizin gibi internetten takip ettim. Senaristler yazıyor, biz de oynuyoruz. Bir bölüm sonra ne olacağını, ben de bilmiyorum. Stoklu değiliz, çektiğimiz bölüm yayınlanıyor. Sokakta yanıma gelip de bana, "Birader, sen niye böyle bir örgüte üyesin?" diyen kimse olmadı. Bu karakterler birer hayal ürünü. Dizinin başında da gerçek hayatla bir ilgisi olmadığı söyleniyor zaten. Aklı başında hangi insan 'Muro'dan dolayı bir terör örgütüne sempati duyabilir ki? Olur mu böyle bir şey? Bu, bir film, bir rol. Amerikan gangster filmlerini izlediğimiz zaman; o mafya adamlarına, sempatiyle mi bakıyoruz?
* Evet ama zaman zaman haberlerde suç işleyen insanların, bazı dizilerden esinlendiklerini söylediklerine şahit oluyoruz...
Bunların gerçek olmadığını düşünüyorum. Bizim diziyle ilgili de böyle şeyler söylendi. Avukatlar araştırdı ve söylenenler asılsız çıktı.
'HAMLET' DE SAKLAMBAÇ GİBİ!
* Sizin çocukken özendiğiniz bir televizyon ya da sinema kahramanı yok muydu?
'Superman'e özenirdim. Hatta onun gibi uçmayı bile denedim. (Gülüyor) Ama biz 'Superman'in gerçekten uçtuğunu zannediyorduk. Oysa şimdiki çocuklar her şeyin farkında!
* Peki 'Muro' rolünün üzerinize yapışmasından korkuyor musunuz?
Hayır. Daha önce eşcinseli de oynadım ama Allah'a şükür heteroseksüelim! Kendimi rolüme kaptırmam. Normal hayatta yapamayacağınız şeyleri, oyunculukta yapıyorsunuz. Bu; keyifli bir şey. Benim için 'Hamlet'i oynamak, tıpkı saklambaç oynamak gibi bir şey. Oyunculukta canlandırdığın rolün içine girip, eğleniyorsun. Zaten kendin eğlenmezsen, ortaya kesinlikle iyi bir şey çıkmaz. Ama bu oyunu fazla da büyütmemek lazım.
18.Mayıs.2008
Samanyoluhaber

ÖNCEKİ hafta Kurtlar Vadisi sezonun en yüksek reyting puanlarına erişti. İlginin arttığı dakikaları analiz eden Pana Film'ciler, halkın PKK'lı Muro karakterine adeta "kilitlendiğini" gördüler. Eh, devir cilalı reyting devriydi ve bu durumda yeni damara iyice bir kazma vurulmalıydı. Yapımcı ve senaristler de öyle yaptılar. Konuşma yaptığı üniversite kampuslarında salonları hıncahınç dolduran Muro'nun (Mustafa Üstündağ) son bölümde rolü arttırıldı. Öyle ki, geçen perşembe akşamı Muro'nun göründüğü kareler, Polat'ın neredeyse üç katıydı. Sonuç: Reytingler iyice patladı. Tehlikeli sonuç: Milliyetçi karakter silinirken, PKK'lı karaktere sempati artıyor. Muro bir an önce "resmen" devletin safına katılsa da "problem" ortadan kalksa!..
Sabah / Yüksel Aytuğ
Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde Muro can derdinde ama rolüyle gönülleri çoktan fethetti. Oynadığı sahneler paylaşım sitelerini süslüyor.
Kurtlar Vadisi Pusu'nun en sevilen karakterlerinden biri oldu. Muro fanatikleri türedi. Mustafa Üstündağ, diziye renk getirerek sert imajı yıktı.
Video paylaşım sitelerinde en çok tıklanan görüntüler arasında yer alıyor. Can düşmanı Bulut ve "ahlaksız" sağ kolu Çeto ile aralarında geçen diyaloglar gülmekten kırıp geçiriyor.
Örgütten ayrılmadan önce militanlara silah eğitimi verdiği bir sahne var ki izleyenleri kopartıyor. İşte Muro'dan sıkma dersleri.
Televizyon Gazetesi
Kurtlar Vadisi dizisinde Fuat karakterini canlandıran Ragıp Savaş, diziye yöneltilen eleştirilere yanıt verdi. Savaş, "Kurtlar Vadisi günah keçisi yapıldı" diye konuştu.
Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde Fuat karakterini canlandıran Ragıp Savaş, Habertürk'te Balçiçek Pamir'in sunduğu 'Söz Sende' programına konuk oldu.
Savaş, diziye yöneltilen eleştirileri anlayamadığını belirterek, bu diziden önce de silaha özenti olduğunu ve bir çok olay yaşandığını ifade etti. Ragıp Savaş, "Kurtlar Vadisi günah keçisi yapıldı. Bu çok iyi olmakla da ilgili. Çok iyi olduğu zaman bir iş, birazcık yıpratılmaya çalışılıyor. Çok basit bir mantık bu" diye konuştu.
Ragıp Savaş, sektördeki en büyük sorunun ise sevgisizlik olduğunu sözlerine ekledi.
KAYNAK: TELEVİZYONGAZETESİ
Gençler arasından yapılan anketten ilginç sonuçlar çıktı. Bugüne kadar hep kendilerine televizyon karakterlerini örnek alan gençler bu kez fikir değiştirmişti. Artık örnekleri Rahmi Koç'tu... Rahmi Koç'un geçtiği isimler arasında ise Acun Ilıcalı ve Polat Alemdar var...
Ankara Genç İşadamları Derneği'nin (ANGİAD) Ankara’nın çeşitli ilçelerindeki 18-30 yaş arası, 1694 kişi üzerinde gerçekleştirdiği anketten dikkat çekici sonuçlar çıktı.
GENÇLER KİMİ ÖRNEK ALIYOR?
- Gençler "Türkiye’de yaşayan bir genç olarak kendinize kimi örnek alıyorsunuz" sorusuna, gençlerin yüzde 14.03’ü anne ya da babasını örnek gösterdi.
Anne ve babayı, yüzde 12.07 ile Rahmi Koç izlerken,
gençlerin yüzde 10.34’ü Acun Ilıcalı,
10.20’si ise Polat Alemdar’ı örnek aldığını belirtti.
Gençlerin “Yüzde 8.18’i Başbakan Erdoğan’ı,
yüzde 2.06’sı ise Deniz Baykal’ı örnek alıyoruz” dedi.
GENÇLER EN ÇOK TSK’YA GÜVENİYOR
Ankete katılan gençlerin yüzde 31.87’si kendisine en çok güven veren kurumu “Türk Silahlı Kuvvetleri” olarak gösterdi.
TSK’yı ise 13.98 ile “Dini Kurumlar” izledi.
Yargı, adalet sistemi ve Meclis daha alt sıralarda yer bulurken, yerel yönetimler ve medya ise en güvensiz kurumlar oldu.
Türkiye için en önemli sorunların başında kötü yönetim ve yöneticileri gören gençler, işsizlik ve yolsuzlukları da Türkiye’nin başta gelen sorunları arasında saydı.
GENÇLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU MİLLİYETÇİ-MUHAFAZAKAR
Ankete katılan gençlerin yüzde 20.21’i “siyasi yelpazede kendinizi nasıl tanımlarsınız?” sorusuna milliyetçi-muhafazakar olarak cevap verdi.
Gençlerin yüzde 18.11 kendisini laik olarak tanımlarken, yüzde 13.12’si muhafazakar-liberal, yüzde 12.74’ü sosyal demokrat, yüzde 3.42’si İslamcı, yüzde 3.25’i liberal ve yüzde 1.97’si ise sosyalist olarak ifade etti. Yüzde 27.18’i ise soruyu yanıtsız bıraktı.
Gençlerin büyük çoğunluğu kendilerini milliyetçi-muhafazakar olarak tanımladı; ancak "siyaseti takip eder misiniz?" sorusuna gençlerin yüzde 74.15’i “hayır” cevabını verdi.
GENÇLER “TÜRKİYE AB’YE GİRMEMELİ” DEDİ
"Türkiye AB’ye girmeli mi" sorusuna ankete katılan gençlerin yüzde 40.11’i “evet girmeli” derken, yüzde 43.62’si ise “hayır, girmemeli” dedi. Fark etmez diyenlerin oranı ise yüzde 16.27. Gençlerin yüzde 46.21’i Türkiye’nin geleceğine umutsuz baktığını ifade etti. Gençlerin yüzde 55.84’ü Türkiye’de artık bir askeri darbe olmaz derken, yüzde 84.19’luk bir kesim ise türbanı Türkiye için önemli bir sorun olarak görmediğini bildirdi.
GENÇLER YURT DIŞINDA YAŞAMAK İSTİYOR
Ankete katılan gençlerin yüzde 78.14’ü “yurt dışında yaşamak ister miydiniz” sorusuna “evet” yanıtını verirken, yüzde 21.86’sı ise “hayır” dedi. "Niçin yurtdışında yaşamak istersiniz" sorusuna ise gençlerin büyük bölümü, yüzde 45.51’lik kısmı “daha iyi maddi imkanlara kavuşmak için” cevabını verdi. Ankete katılan gençlerin yine büyük çoğunluğu Türkiye’de ifade özgürlüğünün olmadığını ve insan haklarına saygı gösterilmediğini düşündüğünü söyledi. Eşcinsellik konusunda ise gençlerin yüzde 76.43’ü “kesinlikle benimsemiyorum” derken, yüzde 10.53’ü “cinsellik özgürlüktür” dedi. Yüzde 13.04’ü ise yorum yapmamayı tercih etti.
GENÇLER SPOR YAPMIYOR VE GAZETE OKUMUYOR
Ankete katılan gençlerin yüzde 83.07’si spor yapmadığını söyledi. Yüzde 53.17’si ise gazete okumazken, okuyanların yüzde 35.87’lik büyük oranı sadece spor sayfasını okuduğunu ifade etti. Spor sayfasını ise magazin sayfasını okuyanlar izledi. Ankete göre, gençler televizyonda en çok eğlence programlarını izlediklerini belirtti. Eğlence programlarını, yüzde 20.67 ile yerli diziler, yüzde 16.79 ile yarışma programları izledi. Ankete katılan gençlerin haberler ile kültürel program ve belgesellere ilgi göstermediği gözlendi. Yüzde 7.51’i haberleri izliyorum derken, 3.05’i ise kültürel programlar ve belgeselleri, 6.12’si ise yabancı dizileri izliyorum” dedi.
GENÇLERİN BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU SİGARA VE ALKOL KULLANIYOR, AİLELERİ TARAFINDAN ŞİDDET GÖRÜYOR
“Sigara veya alkol kullanıyor musunuz” sorusuna ise gençlerin yüzde 37.55 her ikisini de kullanıyorum yanıtını verdi. Yüzde 26.06’sı sadece sigara kullandığını belirtirken, “Yüzde 9.74’ü alkol kullanıyorum, yüzde 10.84 nadiren kullanıyorum, yüzde 15.81’i ise her ikisini de kullanmıyorum” dedi. Gençlerin yüzde 84.19’u fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtirken, yüzde 56.89’u ise şiddetin kaynağının aile içinden geldiğini belirtti
Kaynak : İnternet Haber

Efsane dizi Kurtlar Vadisi'nin oyuncuları, Bahçeşehir Üniversitesi'nde hayranlarıyla buluştu. Renkli geçen söyleşide öğrenciler, keyifli anlar yaşadı
YAYINLANDIĞI ilk bölümden itibaren geniş bir hayran kitlesine sahip olan Kurtlar Vadisi adlı dizinin oyuncuları önceki gün üniversite öğrencileriyle buluştu. Dizinin başrol oyuncularından Necati Şaşmaz'ın (Polat Alemdar) çekimler dolayısıyla gelemediği söyleşide Kurtlar Vadisi Pusu oyuncularına tebriklerini sunan üniversitenin tarih bölümü öğretim görevlisi, "İbrahim Tatlıses ilk çıktığı dönemde sosyete takımı ve entelektüeller kıro derler ve dinlemezlerdi. Daha sonra Tatlıses"in şarkılarını dinledikleri vakit sadece güzel okuduğunu söyleyip Tatlıses'i dinlemeye başladılar. Bende buradan sizi tebrik ediyorum ve 'Kıro dinlenir de Muro izlenmez mi' diyorum" dedi.
Söyleşiden notlar;
* Muro'yu canlandıran Mustafa Üstündağ, "Bir devrimci olarak burjuva okuluna gelmek size neler hissettirdi?" sorusuna "Paralı eğitime karşıyım" dedi.
* Dizide Yalçın Bulut karakterini canlandıran Hüseyin Avni Danyal'ın Robert De Niro'ya olan benzerliği öğrenciler tarafından sorulunca Danyal, "Robert De Niro bana benzer ben ona değil" dedi.
* Gürkan Uygun eroinmanı canlandırdığı sahneler hakkında "Beğendiyseniz ne mutlu" dedi.
Tercüman
Memati:Telefonun çalıyo hüsnüü
Hüsnü:Konuşma dediniz ya
Memati:Benimle konuşma dedim telefonlamı dedim!
Hüsnü:Gizli numaraya cevap vermeyi sevmiyorum!
Memati:öff o zaman sessize al!
Muro: Delii!
Hüsnü:Gerek kalmadı efendim vazgeçti
Memati:öfff
Yıldırım:Tekrar görevi ne zaman devralacaksınız?
Muro: O hain işbirlikçi ajan lideri devirdikten sonra.Biliyorsunki yıldırım devrim devirmekten geliyor.
Yıldırım: O zaman başkanım nenemin dediği gibi boyu devrilsin o herifin (:
Muro:İnşallah yıldırım
Yıldırım:İnşallah başkanım
Muro:Yani inşallah derken I so
Yıldırım: I so?
Muro:Yani umarım
Madem o bize teşekkür etmiyor o zaman biz ona teşekkür edelim.
Yıldırım:Kim başkanım?
Muro:Seninki
Yıldırım:Benimki?
Muro: Deli.nalet olsun en nefret ettiğim şeyi yapıyor,telefonuma cevap vermiyor terbiyesiz!
Açsana şu telefonu kardeşim!
Sauna ve masaj salonlarında ünlü isimlerin uygunsuz görüntülerini gizli kamera ile çekip şantaj yapan çetenin İskender Büyük ile olan bağlantısı ortaya çıktı.
Dün akşam 38. Bölümü yayınlanan Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde Sauna çetesinin İskender Büyük ile olan bağlantısı deşifre edildi.
Geçen bülümde İskender Büyük'ün Meclis Soruşturma Komisyonundaki adamı olarak ortaya çıkan derin çetenin milletvekili bu bölümde Komisyon başkanına komplo kurmak amacıyla saunaya götürdü.
Saunadan kurulan çirkin tuzağa yakalanmayan Komisyon başkanının çekilen görüntüleri de Polat'ın yaptığı baskında silindi.
Polat sauna sahibinden arşivi açmasını istediğinde çirkin gerçekler ortaya çıktı.
Tanınmış pek çok kişiye ait video kayıtlarını gören Polat şaşkınlığını gizleyemedi. Bu görüntüleri İskender Büyük için çektiğini itiraf eden sauna sahibini etkisiz hale getiren Polat, iki çuvala doldurduğu CD'leri alarak oradan ayrıldı.
Geçtiğimiz aylarda Ankara'daki Küre operasyonu kapsamındaki davada, "sauna çetesi" olarak bilinen bir yapı ortaya çıkartılmıştı. Kasım Zengin ve eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ertuğrul Çakır'ın çetenin lideri olduğu ortaya çıkmıştı.
Zaman
Part 1
Part 2
Part 3
Part 4
Part 5
Part 6
Part 7
Part 8
Part 9
Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde 'şekerim' kelimesini ağzından düşürmeyen Fuat karakterini canlandıran oyuncu Ragıp Savaş, sokakta nelerle karşılaşıyor? İşte Savaş'ın başından geçenler...
Dizide varlıklı Tataroğlu ailesinin oğlunu canlandıran Ragıp Savaş, aynı zamanda herkese 'şerekim' diye hitap etmesiyle de biliniyor.
Senaristlerin özellikle role kattığı bu kelimeden ilk başlarda çok korktuğunu ifade eden Savaş, "Senaryo ilk geldiği zaman ben çok korktum bu laftan. Çünkü şekerim çok bıçak sırtı bir laf, zor bir laf. Çok dik de olabilir, çok tehlikeli bir tarafa da gidebilir. Gay de olabilir... Onu konuştuk ve iyi bir birliktelik yakaladık, senaryo yazım ekibiyle" dedi.
Sokakta vatandaşlardan bu kelimeyi sıklıklı duyduğunu belirten Ragıp Savaş, yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Sokakta çok takılıyorlar. 'Şekerim naaberr, canım, şekerim, tatlım' falan... Bazen çok hoşuma gidiyor ama bazen de işin suyu çıktığında o günde hepimiz insanız biz de keyifli olamıyoruz bazen hoş olmuyor. Ancak genelde çok güzel tepkiler alıyorum."
Ragıp Savaş, sokakta çok dikkat çekici bir olay yaşamadığını ve böyle bir olay yaşamayı da hiç istemediğini sözlerine ekledi.
KAYNAK: TELEVİZYONGAZETESİ

Bahçeşehir Üniversitesi'nde söyleşiye katılan "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisinin oyuncularını, öğrencilerin soruları değil, yaşanan izdiham terletti.
Bahçeşehir Üniversitesi'nde söyleşiye katılan "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisinin oyuncularını, öğrencilerin soruları değil, yaşanan izdiham terletti.
Bahçeşehir Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin organize ettiği söyleşiye dizinin başrol oyuncuları Muro rolündeki Mustafa Üstündağ, Memati rolündeki Gürkan Uygun, Yalçın Bulut, Turgay Kantarcı ve Zeliha Çal katıldı. 150 kişilik salona akın eden yaklaşık 300 öğrenci izdihama neden olurken, en büyük ilgiyi dizi oyuncularından Muro ve Memati gördü. Memleketinin Adana olduğunu söyleyen Muro, "Memleketim gereği şivem ve karakterim çok uygun. Dizide senaryo gereği hareket ediyoruz. Biz bile neyin nasıl seyredeceğini ancak, Perşembe günleri öğreniyoruz" dedi. Muro rolündeki Mustafa Üstündağ'ın Fenerbahçeli olduğunu söylemesinin ardından kendilerine yöneltilen soruları yanıtlayan diğer oyuncular da tutukları takımları açıkladı.
İstanbul trafiğinde günde 250 kilometre yol aldıklarını anlatan Memati rolündeki Gürkan Uygun ise "Sette çok fazla gülmüyoruz. Şuan oynadığım rol bir süre daha böyle devam edecek. 6 yıldan beri bu dizideyim. Eski dizi arkadaşlarımdan Süleyman Çakır'ı elbette özlüyorum" diye konuştu. Gürkan Uygun da Mustafa Üstündağ gibi senaryodan haberi olmadığını ve çok yoğun çalıştıklarını belirtti. Öğrencilerin tezahüratları ve alkışları karşısında söyleşiye katılan oyuncuların duygulandığı gözlendi.
İHA - İhlas Haber Ajansı

Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin oyuncuları üniversitelilerle buluştu. Bahçeşehir Üniversitesi öğrencileriyle söyleşi yapan dizinin sevilen oyuncuları çok keyifli anlar yaşadı. Söyleşiye üniversitenin öğretim üyesinin şu sözleri damgasını vurdu.
Dizide Muro karakterini canlandıran Mustafa Üstündağ’ın yoğun ilgi gördüğü etkinliğe katılan üniversitenin tarih bölümünden bir öğretim üyesi diziye yöneltilen eleştiriler için, “İbrahim Tatlıses’e ‘kıro’ diyenler sonradan sevdi. Kıro dinlenir de Muro izlenmez mi?” dedi.
Ensonhaber
Kurtlar Vadisi Pusu' dizisi oyuncularını öğrencilerin soruları değil yaşanan izdiham terletti
Video için tıklayınız
Bahçeşehir Üniversitesi'nde söyleşiye katılan "Kurtlar Vadisi Pusu" dizisinin oyuncularını, öğrencilerin soruları değil, yaşanan izdiham terletti.
Bahçeşehir Üniversitesi Öğrenci Konseyi'nin organize ettiği söyleşiye dizinin başrol oyuncuları Muro rolündeki Mustafa Üstündağ, Memati rolündeki Gürkan Uygun, Yalçın Bulut, Turgay Kantarcı ve Zeliha Çal katıldı. 150 kişilik salona akın eden yaklaşık 300 öğrenci izdihama neden olurken, dizi oyuncularından Muro ve Memati en büyük ilgiyi gördü.
Memleketinin Adana olduğunu söyleyen Muro, "Memleketim gereği şivem ve karakterim çok uygun. Dizide senaryo gereği hareket ediyoruz. Biz bile neyin nasıl seyredeceğini ancak, Perşembe günleri öğreniyoruz" dedi. Muro rolündeki Mustafa Üstündağ'ın Fenerbahçeli olduğunu söylemesinin ardından kendilerine yöneltilen soruları yanıtlayan diğer oyuncular da tutukları takımları açıkladı.
İstanbul trafiğinde günde 250 kilometre yol aldıklarını söyleyen Memati rolündeki Gürkan Uygun ise, "Sette çok fazla gülmüyoruz. Şuan oynadığım rol bir süre daha böyle devam edecek. 6 yıldan beri bu dizideyim. Eski dizi arkadaşlarımdan Süleyman Çakır'ı elbette özlüyorum" diye konuştu. Gürkan Uygun da Mustafa Üstündağ gibi senaryodan haberi olmadığını ve çok yoğun çalıştıklarını belirtti. Öğrencilerin tezahüratları ve alkışları karşısında söyleşiye katılan oyuncuların duygulandığı gözlendi.
İHA
Dizide hep silah kullandığınız için normal hayatta da böyle bir alışkanlık oluyormu yani elinizi belinize atma gibi?
-Silahları dışarı çıkartma şansınız varmı? Bu soruya Memati cevap verdi “Maalesef yok Vermiyolar bize silahları))” dedi
-Bulut ve Mematiden bir diyalog istendi bunu üzerine Bulut “Al gülüm” deyip mikrofonu uzattı Memati de “Ver gülüm” deyip aldı)))
-Çakır öldüğünde cenaze töreni yapılmıştı sizin içinde böyle bişey yapılsa nasıl karşılardınız diye bir soru geldi.
-Muroya şöyle soruldu. Kapitalizm karşıtı biri olarak böyle bir burjuva okuluna nasıl geldiniz diye soruldu))))
-Yine Muroya, başkanım varsa salonda kafasına sıkılacak söyleyin sıkalım diye takıldılar. Muro da bunu söyleyen arkadaşa birinci olarak sensin dedi))
-Muroya böyle bir karakteri canlandırıyor olmaktan dolayı rahatsızlığınız varmı diye sorulu. Kendisi her rolü yapabileceğini bunun da diğerlerinden bir farkı olmadığını belirtti.
-Asuya dizide iki deli arasında kaldınız ne hissediyorsunuz dendi. O da çok eylendiğini söyledi)
-Buluta eğer işiniz bu olmasaydı nasıl bir yaşantınız olurdu gibi bir soru geldi. O da bir önceki oynadığı “Nesim” karakteri gibi Trabzonda çay toplardım dedi))
-Bayan öğrencilerden biri dizide karakteri güçlü bir kadın olmasını istiyoruz diye bir talepte bulundu. Ve mümkünse manken olmasın dedi))
-Asuya Tuncay ile bir aşk olup olmayacağı yönünde bir soru geldi. O da devlet görevlisi çıktım şimdi biraz zor ama senaritlerin işi de belli olmaz şeklinde cevap verdi
- Çekimlerin neden hep Anadolu yakasında yapıldığı konusundaki bir eleştiriye de Gürkan Bey, çünkü orası çekimler açısından daha rahat. Ayrıca film montaj v.s.. işlemlerinin yapıldığı yerlerin hep Anadolu yakasında olduğunu belirterek eğer orada çekmezsek siz dizi falan izleyemezsiniz dedi)
Zamanı daha efektif kullandıklarını bu sebeple o yakayı tercih ettiklerini belirtti.
-Memati kolunu göster, iğne izi var mı diyenler oldu)) Ya çok eylendim))
-Muroya yalvardılar başkanım nolur haydi lilili şarkısını söle diye. O da bunun böyle yapabileceği bişey olmadığını konsantrasyon gerektiğini belirtti.
-Yine Muroya Çeto ile çok iyi bir ikili oldukları ve ilerde bi film projesi olup olmadığı yönünde soru geldi. Şimdilik yok ama bilemem dedi Muro
-Mematiyi tebrik ettiler evlilik verilesiyle. Geçmiş olsun diyenlerde oldu tabi))
-Tuttukları takımları sordular. Muro cimbomlu, mustafa fenerliymiş)) Sanırım Asu ve Bulut da cimbom. Tuncay Fener dedi. Yanlış hatırlamadıysam.
Alıntıdır
























































